türkçe sözlük

-mış gibi: sanki *2013-01-07*
abay: dikkat [tvt]
abaylamak: dikkat etmek
abaylı: dikkatli
abe: yahu [tdk] *2012-12-23*
açaray: nisan
açarsöz: şifre [tvt]
açgıç: anahtar, sol anahtarı (mırın) [ülk]
açığa vurmak: ifşa etmek
açık: net, aşikar
açıklama: izah [tdk]
açıklamak: izah etmek [tdk]
açıkoturum: panel [tdk]
açınma: itiraf [vik]
açınmak: itiraf etmek
açkı: anahtar [atç]
aday: namzet, talip (evlenmeye)
adlam: imza [mhç]
adlamak: imza atmak, imzalamak [mhç]
afaroz edilmek: dışlanmak [tvt] *2013-01-18*
agar: muhterem [orkun yazıtları]
ağbaşı: internet [tvt]
ağdık: kusur [atç]
ağdıksız: kusursuz
ağevi: internet cafe [tvt]
ağın: niyet [atç]
ağıncak: merdiven [atç], asansör [tdk]
ağırlık: ciddiyet (aynı ciddiyette yanıt vermek)
ağırşak: disk (mırın) [ülk], plak *2013-01-02*
ağrık: depo
ah: ilahi [yrv] (ünlem)
ak: beyaz
ak ağınlı: iyi niyetli [atç]
akarışıl: floresan [ülk]
akaygıt: beyaz eşya
akça: para
akçal: ekonomik [erc]
akım: cereyan, hareket (yönetkil akım)
akman: namuslu [tvt] *2012-12-29*
aköpke: akciğer [erc]
aksakal: akil kişi
aksaklık: sakatlık [tvt] *2013-01-20*
aksıl: protein [tvt]
aktarmak: devretmek
aktöre: ahlak
aktöresizlik: ahlaksızlık
al: hile [tdk]
alaca: kromatik (mırın) [ülk] *2013-01-04*
alaçın: şahin [tvt]
alan: meydan, saha
alan: mevzi [tdk] *2013-01-07*
alan topu: tenis topu [tdk]
alantopu: tenis [tdk]
alasarmal: kromozom
alasarmık: kromatin
albız: şeytan [yrv]
alçak: rezil [tdk] *2012-12-27*
algın: aşık [atç]
aldırmak: umurdunda olmak [tdk] *2012-12-27*
algınlık: aşk [atç]
alıcı: müşteri [tdk]
alışkı: adet, alışkanlık [tdk] *2013-01-11*
alici: alevi
alisoycu: şii [tvt]
alkı: şükür[tvt], teşekkür [tvt] *2012-12-23*
alkış: tezahürat [erc]
allayan: alden
almaç: alıcı, receiver, risivır [tdk]
almaneli: almanya
almaş: vardiya [erc]
almaşık: alternatif [tdk] (alternatif öneri)
alpagut: şövalye [tvt] *2013-01-10*
alpan: milyar [erc] *2012-12-23*
altaç: taktik [tvt]
altaçman: taktisyen []
altkesim: lümpen, lumpen [tdk]
altsanma: aşağılık kompleksi [tvt]
altyol: metro [] *2012-12-22*
amerikalı: amerikan
amin: öyledir [nşy], doğrudur [nşy] *2012-12-26*
ana karnı: ana rahmi
ana karşıtlık bölemi: ana muhalefet partisi
anaakça: sermaye [erc]
anaortaklık: holding [tdk] *2013-01-09*
anaöge: esas [] (demokrasinin esasları)
anavarımcı: kapitalist *2012-12-23*
anavarımcılık: anamalcılık, kapitalizm [] *2012-12-23*
anayasa yargılığı: anayasa mahkemesi
anayol: cadde [tdk]
ancak: fakat, ama
ança: bedava, beleş [tvt] *2013-01-01*
andıç: memorandum [tdk]
andık: hayvan [erc]
andıkçılık: hayvancılık [erc]
andolsun: vallahi
anga: ama, fakat [erc]
anık: hazır [dlt]
anıkdüzen: statüko []
anıklamak: hazırlamak
anıksal: mevcut
anım: an (öy birimi) []
anımsatı: not (not defteri) [tvt]
anımsatman: suflör [?]
anıştırı: ima
anıştırmak: ima etmek [tdk]
anıtgömüt: anıtkabir
anlak: zeka, akıl [erc]
anlaşılan: meğer (meğer bu böyleymiş)
anlatım: ifade
anlayış: zihniyet, kafa
ant: yemin [nşy] *2013-01-11*
apaçık: ayan beyan, aşikar
apaklık: hijyen [tvt]
araca: hamal [tdk]
aracıl: medya []
aracısız: bizzat [tdk] *2013-01-04*
arada bir: ara sıra *2012-12-28*
aragün: pazar [tvt]
arataç: arama motoru [?]
araya girmek: müdahale etmek [tdk]
ardışım: silsile [?]
ardışımlı: müteselsil [?]
arı: saf, temiz [tdk] *2013-01-02*
arık: zayıf [tdk] *2012-12-23*
arıtma: temizlik [tdk] *2013-01-18*
ark: kanal
arkacı: hamal [tdk] *2013-01-16*
arkalamak: desteklemek [ülk] *2013-01-06*
arkçık: kanalcık
arkış: kervan [dlt]
arpağ: büyü [tdk]
artık yükünç: nafile namaz [tvt] *2013-01-12*
artın: proton [erc]
artırım: tasarruf [tdk], para biriktirme
asalak: parazit
ası: afiş
asılık: bilbord, billboard []
askılık: vestiyer [tdk] *2013-01-11*
aslansütü: rakı [tdk]
aşağılama: hakaret
aşağılamak: hakaret etmek
aşağılık: rezil [tdk] *2012-12-27*
aşevi: lokanta, restoran, restaurant [tdk] *2013-01-19*
aşılama: telkin []
aşılamak: telkin etmek [tdk]
aşırı: fazla [tdk]
aşıt: viyadük [erc]
aşkın: fazla [tdk]
aşlık: mutfak [erc]
aşnı: arkaik
ataç: jeton [tvt]
atama: tayin
atamak: tayin etmek
atanmak: tayin olmak
atan: milyon [erc]
atasağın: hekim, doktor [atç]
atayarış: olimpiyat [tvt] *2013-01-10*
atayarış oyunları: olimpiyat oyunları [tvt] *2013-01-10*
atayarışçı: olimpik sporcu [tvt] *2013-01-10*
ateri: süvari [mhç]
atılgan: acar [tdk]
atılım: hamle
atkıç: mancınık [tvt] *2013-01-08*
av düdüğü: ingiliz kornosu [ülk] *2013-01-06*
avkulanma: tektonizma [erc], tektonik [erc] *2012-12-25*
aya: tehlike [tvt]
ayak oyunu: hile [tdk]
ayaklı yaylı kopuz: ayaklı kemane [ülk] *2013-01-05*
ayaklık: pedal [tdk]
ayaktopu: futbol [tdk]
ayartman: fettan [tvt] *2013-01-01*
ayazlık: balkon, şerefe
ayça: hilal [erc]
aydık: şiir [atç]
aydıncık: entel [tvt] *2013-01-12*
ayıklamak: tasfiye etmek [tdk] *2013-01-21*
ayırgan: peroksizom
aykalık: kameriye, kamelya [?]
aylangıç: pervane, fan, yelpaze [tdk]
aylık: maaş [tdk] *2012-12-26*
aymaz: gafil, sezgisiz [tdk] *2013-01-04*
aymazlık: gaflet [tdk] *2013-01-10*
ayrıca: hatta
ayrıç: madde (birinci maddenin ikinci fıkrası) [tdk]
ayrık: istisna, müstesna [tvt]
ayrıklı: istisnai [tvt]
ayrıksız: istisnasız [tvt]
ayrıkus: şizofreni [tvt idikut] *2013-01-24*
ayrıkuslu: şizofren [tvt idikut] *2013-01-24*
ayrıkussal: şizofrenik [tvt idikut] *2013-01-24*
ayrılma: istifa
ayrılmak: istifa etmek
ayrım: fark
ayrımlı: farklı
ayrımlılık: farklılık
ayrımsamak: fark etmek
ayrınç: ton (önkbilim) [ülk] *2013-01-04*
aytanç: muhatap [tvt]
aytaşmak: muhatap olmak [tvt]
aytışma: münazara [tvt] *2012-12-29*
ayva: (türkçe kökenli) [fsm] *2013-01-05*
az önce: hemen önce [] *2012-12-31*
azı: veya, ya da, yahut [tvt] *2013-01-17*
bacak gıygısı: viyola da gamba [ülk] *2013-01-05*
baçı: oruç [tvt]
bağaçlamak: oruç tutmak [erc]
bağda: beste [ülk] *2013-01-02*
bağdar: bestekar, besteci [oransay]
bağıldak: kadın pedi [tdk] *2013-01-17*
bağımsızlık çaldırısı: istiklal marşı [ülk]
bağışlama: af
bağışlamak: affetmek
bağışlanma dilemek: özür dilemek, aman dilemek *2013-01-16*
bağlam: demet [ülk] *2013-01-06*
bağlama: saz [ülk] *2013-01-06*
bağlamak: zapturapt altına almak [nşy], zapt etmek *2013-01-04*
bağlanç: din [atç]
bağlanççı: din adamı, ilmiye [tvt] *2013-01-18*
bağlançsal: dinsel, dini
bağlaşık: müttefik [tdk]
bağlaşma: ittifak [tdk]
bağlaşmak: ittifak etmek [tdk]
bağlı: mensup [tdk]
bakaç: dürbün, vizör [tdk]
bakal: bakkal [erc]
bakımından: itibarıyla [tdk]
baklava: (türkçe kökenli)
bakman: vekil [mhç]
bakmanlık: vekalet [mhç]
baksı: hoca (okul) [erc] *2013-01-02*
balasağın: hemşire []
balkı: elektrik [mhç], lav [erc] *2012-12-25*
balsagun: kasaba [tvt] *2013-01-21*
basamak: derece [tdk] *2013-01-21*
basamak: hiyerarşi [tdk] *2013-01-10*
basın yayın: medya
baskak: tahsildar [tdk]
baskurut: tampon (dirgerlik) [ülk] *2013-01-05*
basmakip: klişe [tvt]
bastırmaç: tost [tvt] *2013-01-11*
baş(ının) ağrısı: baş(ının) derdi
başarım: performans [tdk]
başbayan: first lady, först leydi [tdk] *2013-01-11*
başgün: pazartesi [tvt]
başıboş: serseri [tdk] *2013-01-09*
başilke: amentü []
başkaldırı: isyan
başlayarak: itibaren [tdk]
başman: müsteşar [mhç] 
başörtülü: türbanlı *2012-12-31*
başörtüsü: eşarp [tdk], türban *2012-12-31*
başrak: resen yapan, kendi başına yapan [?]
başraklık: resenlik, kendi başınalık [?]
başsagun: başhekim, sertabip *2013-01-02*
başsağlığı: taziye
baştangeçen: serüven, macera []
başyapıt: şaheser [tdk]
başyetilbey: rektör [erc]
batılıca: alafranga [tdk] *2012-12-26*
batlak: ton (ağırlık birimi) [ülk] *2013-01-04*
bayağı: basit, adi, sıradan [tdk] *2013-01-17*
bayık: hak [atç]
bayıklamak: hakketmek, hak etmek
bayındır: abad [nşy], mamur [nşy] *2012-12-26*
bayındırlaşmak: abad olmak *2012-12-26*
baykal: okyanus [erc]
bayokul: kolej [tvt yiğit tulga] *2013-01-24*
becek: tül, tülbent [tdk]
beceri: maharet, hüner, marifet
bediz: resim [tvt] *2012-12-23*
bedizci: ressam *2012-12-23*
beğeni: zevk [tdk] *2012-12-25*
beğenilmek: aferin almak [tdk], hoşa gitmek [tdk] *2013-01-01*
beğenmek: hoşuna gitmek *2013-01-01*
beğni: bira [dlt] *2012-12-25*
bekit: vakıf [tdk]
bekitler: evkaf [tvt]
bekley: stand-by [?]
belik: kaza (çarpışma) [erc]
belgelik: arşiv [tdk]
belirgin: bariz [tdk] *2013-01-24*
belirlemek: tayin etmek [tdk] (siyasetin yönünü tayin etmek)
belirleyici: kritik (kritik nokta) [nşy] *2013-01-16*
belirsiz: meçhul (fail meçhul)
belirtke: amblem [tdk]
belirtmek: beyan etmek
beliz: tescil [?]
belizlemek: tescil etmek [?]
belizli: tescilli [?]
bellemek: ezberlemek
belleyim: ezber *2012-12-29*
belli: malum
benik: puan []
benlik: kibir [tdk]
berilteç: teleskop [tvt]
berkitim: takva []
beslenmek: nemalanmak [tdk]
bet: sayfa [atç]
beti: mektup [atç]
betik: kitap
betimce: portre [tdk]
betke: makale [atç]
bey: sir, sör *2013-01-10*
beyin: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-11*
beyliksöz: klişe [gğş]
betlek: defter [tvt]
bezek: desen, motif, theme [tdk]
bezem: dekor [tdk]
bezemen: şık [tvt]
bıltık: tüfek [erc]
bırakıt: miras [tdk]
bırakmak: terk etmek (birşeyin yerini bir başkasına bırakması), teslim etmek
bırakmak: terhis etmek [tdk]
biçe: model (eski model)
biçem: üslup, stil, tarz, usul
biçim: şekil
biçimce: şablon, kalıp [bensay] *2014-09-01*
biçin: maymun [dlt], hasat [tdk]
bile: hala
bilenç: hırs []
bilgen eke: doçent doktor [erc]
bilger eke: yardımcı doçent doktor [erc]
bilgin: alim
bilici: kahin [tvt d. can aktan] *2013-01-23*
bilimbey: rektör [erc]
bilimsumkayı: akademisyen [erc]
bilimtey: üniversite
bilisiz: cahil [atç]
bilmen eke: profesör doktor [erc]
bindikaçtı: otobüs [erc]
bingit: taksi, taxi [erc]
binit: otomobil [erc]
binölçe: kilometre [erc]
bir tür: bir nevi, bir çeşit
birdenbire: aniden
birebir tüneyi: tıpkısının aynısı
bireşgen: ribozom
bireşim: sentez [tdk]
bireşimsel: sentetik (felsefe) []
birey: adam [erc], fert
biri: herif (olumsuz anlamda) *2012-12-27*
biriktireç: tank [erc]
birin: dakika [tvt]
birincil: asli [tdk]
birleşme: ittihat [tdk] *2013-01-04*
birlik: kıta [tdk] *2013-01-10*
birlikçi: üniter [tdk]
birörnek: tek tip *2013-01-09*
bitirmek: hatmetmek [tdk]
bitirmelik: tezkere [tvt] *2013-01-10*
bitirmiş: mezun [tvt]
boğa gıygısı: kontrbas [ülk] *2013-01-05*
boğma: koli [tvt toygun] *2013-01-23*
bora: storm [erc]
borcunu ödemek: eda etmek [tdk] *2012-12-27*
borul: tübül
borulcuk: mikrotübül
boş: münhal [tdk] *2012-12-31*
boşa gitmek: ziyan olmak [] *2012-12-26*
boşalan: meydan []
boşlantı: rölanti [tvt]
boşsöz: demagoji
boşsöz: safsata [tdk] *2012-12-24*
boşuğ: izin [tdk]
boşuğlamak: izin vermek
boşuna: nafile [tdk] *2013-01-12*
boyak: renk [atç]
boyak boyak: rengarenk []
boydak: bekar [kırım tatarca]
boyunbağı: kravat
boyunluk: kaşkol [nşy] *2012-12-31*
boz: gri [tdk]
bozaran: haziran
bozgan: bakteri
bozgunbaş: gerilla, çete [] *2012-12-29*
bozgunbaşsavar: kontrgerilla [] *2012-12-29*
bozgunculuk: fesat
bozma: iptal, tahrif [tdk], ihlal
bozmak: iptal etmek, ihlal etmek
bozmuk: mikrop, bakteri [erc]
bozuk: sakat [tdk] (o iş de sakat.) *2012-12-23*
bozuk: buzuki, bozuk tamburası (mırın) [ülk] *2013-01-06*
bozyığlayan: amiloplast
böke: şampiyon [tvt]
bökelik: şampiyonluk
bölem: parti
bölme: kabin
bölüm: kısım
bölümce: paragraf [vik]
bölüngü: fraksiyon [tdk]
bölüt: sınıf [mhç]
bölütleme: sınıflandırma [mhç]
bön: avanak, enayi, budala, aptal, ahmak [nşy] saf [tdk] *2013-01-10*
börk: şapka [tvt]
börtü: pet, ev hayvanı [tvt]
börülce: fasulye, fasulya [nşy] *2013-01-11*
bucurgat: vinç [tvt]
buçurak: küsür [yrv]
bud: organizma
budak: organ
budaksal: organik
budcuk: mikroorganizma
budul: organel
budunsal: etnik
bulak: pınar [erc]
bultut: bluetooth [tvt]
bulunak: adres
bulunç: zagon [tdk]
buluş bayığı: telif hakkı []
bunalım: kriz
burgulama: sondaj [ülk]
burkancılık: budizm [tvt temirbek] *2013-01-24*
buşku: heyecan
buyra: maiyet [?]
buyrak: memur [tdk] *2013-01-11*
buyruk: emir, ferman [tdk] *2013-01-11*
buyum: eşya [erc] *2012-12-25*
buyurmak: emretmek, amir olmak [tdk]
buztaşı: körling, curling [tvt]
buztopu: buz hokeyi [tvt]
buzulkuşu: penguen [yrv] *2013-01-09*
bürüncek: çarşaf (giysi) [tdk] *2013-01-16*
büvet: baraj [erc]
bütünce: külliyat [ülk] *2012-12-31*
bütünleşmek: entegre olmak
bütünleşmiş: entegre [tdk]
büzük: anüs [tdk] *2012-12-23*
büzünme: plazmoliz
caymak: vazgeçmek
cılız: zayıf [tdk] *2012-12-23*
cıvıldamak: tweet
cıvıltı: tweet
civciv: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-23*
çaba: gayret, efor, ceht [tdk] *2013-01-10*
çabucak: derhal, hemen [tdk]
çaflı: şahin [tvt]
çağan: bahçe [erc]
çağaşım: anakronizm [tdd] *2013-01-20*
çağaşımsal: anakronik [tdd] *2013-01-20*
çağbilim: tarih (bilim dalı) [mhç]
çağcıl: modern [tdk] *2013-01-12*
çağırım: kilometre [erc]
çağırmak: davet etmek [tdk]
çağırtmaç: tellal [tdk]
çağrı: davet [tdk]
çağrı çıkmak: meydan okumak []
çağrılık: davetiye [tdk]
çakar: fener [erc]
çakır: şarap [erc]
çakma: taklit, sahte
çalacak: maya
çalarlık: disko, diskotek [ülk] *2013-01-02*
çalarsunar: diskjokey, dj, dicey [ülk] *2013-01-02*
çaldırı: marş [ülk]
çalgı: lyra (gökbilim) [ülk] *2013-01-05*
çalgıbilim: organoloji [ülk] *2013-01-04*
çalgıcı: müzisyen [ülk] *2013-01-04*
çalgıç: mızrap, tezene [ülk] *2013-01-04*
çalgıtay: orkestra [ülk] *2013-01-01*
çalgıtay başı: orkestra şefi *2013-01-11*
çalgıtaylama: orkestrasyon [ülk] *2013-01-02*
çalış: tuş (boyamada) [ülk] *2013-01-04*
çalışanlar: personel
çalışım: idman, antrenman
çalıştırman: teknik adam, teknik direktör, hoca, antrenör []
çalıt: sonat (mırın) [ülk] *2013-01-01*
çaltı: köşk [tdk]
çapan: ceket [erc]
çapkın: hovarda [tdk]
çarkıt: hurda [tdk]
çarpana: zil [ülk] *2013-01-02*
çarpışma: kaza
çaşıt: casus [tdk], ajan [tdk] *2012-12-23*
çatalkemik: t-bone []
çatan: küfe [tdk] *2013-01-23*
çatma: piramit [tdk] *2013-01-18*
çavlık: gazete [tvt]
çaycı: ketıl, kettle
çayır tımbırası: ravza (mırın) [ülk] *2013-01-06*
çekelez: kasap [tdk]
çeki: ceza [mhç], kilogram [erc]
çekik: nokta [dlt]
çekilgen: sentriol
çekimcek: mıknatıs [?]
çekimen: ton (ağırlık) [erc]
çekin: gram [erc]
çekince: tehlike
çekinmez: pervasız [tdk] *2013-01-20*
çekirdek sıvısı: nükleoplazma
çekit: tren [erc]
çekni: römork [tvt bensay] *2013-01-23*
çekyat: kanepe [tdk] *2013-01-23*
çelebi: efendi [tvt]
çelebim: efendim
çelinti: paradoks [yrv]
çentik: virgül [tvt]
çerçi: esnaf
çeri: asker
çeriçarığı: postal []
çeril: askeri
çerisel: askeri
çetin: müşkül, zor [tdk] *2013-01-24*
çevgen: felek (mırın) [ülk] *2013-01-02*
çevirge: modem [tdk]
çevren: ufuk [atç]
çevrenti: çerçeve [?]
çevrimiçi: online, onlayn
çeynik: spor [tvt], jimnastik [tdk]
çeynikçi: sporcu
çeyreksonuk: çeyrekfinal [tvt]
çığım: hasar [erc]
çığrı: şarkı [erc]
çıkan: kuzen [dlt]
çıkı: poşet [tvt]
çıkın: paket
çıkış: port (bilgisayar)
çıkmak: neşet etmek
çıltak: iftira [atç]
çındı: bürokrat [erc]
çındısal: bürokratik
çıpal: sivil [erc]
çıpal-çeril: sivil-asker (bürokrasi)
çırpı: klip []
çiçekbakacı: kaleydoskop []
çilim: sigara [tvt]
çimerlik: plaj [tvt] *2016-11-21*
çimge: molekül [işçil]
çitik: kafes [tvt]
çitil: fide, fidan [tdk]
çizek: satır [atç]
çizi: hiza
çizin: harita [tdk]
çocuk: evlat [tdk]
çoğun: nüfus [erc]
çok: gayet, hayli
çok çok: son derece (önemli)
çok kızdırmak: ifrit etmek [tdk]
çok kötü: fena halde
çokbilmiş: ukala *2013-01-11*
çokun: hıristiyan [erc]
çokunluk: hıristiyanlık [erc]
çoluk: familya [ülk] *2013-01-06*
çomuk: müslüman [erc]
çomukluk: müslümanlık, islam [erc] *2013-01-20*
çomuk olmayan: gayrimüslim [] *2013-01-02*
çöğür: pandura (mırın) [ülk] *2013-01-05*
çöğürce: mandola [ülk] *2013-01-05*
çöğürcük: mandolin [ülk] *2013-01-05*
çökelti: tortu [tdk]
çöremen: nano [ülk]
çörkü: sayı boncuğu, abaküs
çözge: formül [tvt]
çözmek: halletmek [tdk] *2013-01-16*
çözümleme: tahlil, analiz [tdk]
çözümsel: analitik [erc]
çüm: moda [erc] *2012-12-24*
çünkü: zira [tdk]
dağıtmak: lağvetmek [tdk]
daha: henüz
daha kötü: beter [tdk] *2013-01-04*
dahası: hatta
dalan: lobi (yapılarda giriş bölümü) [tdk]
dalancılık: lobicilik
dalga geçmek: alay etmek [tdk] *2012-12-26*
dam: hapis
dank: gong [ülk] *2013-01-05*
darboğaz: huni []
darılık: ambar, kiler [dlt]
darsınç: kriz (sağlık) [?]
darsıntı: kriz (sağlık) [?]
davranmak: hareket etmek
dayanma: tahammül
değil mi ki: madem [tdk] *2012-12-28*
değim: liyakat, layıklık [tdk]
değimli: layık, liyakatlı [tdk]
değinti: temas [tdk]
değişek: borsa [ülk]
değişik: farklı
değişiklik: tadilat [tdk]
değişim: mübadele [tdk] *2013-01-04*
değişinim: mutasyon [tdk]
değiştirme: tahrif [tdk]
dek: kadar [tdk] *2012-12-31*
delme: sondaj [erc]
demeli: yani
demesi: yani
demril: metal
denelge: deneme istasyonu [mhç]
denetim: kontrol
denetimli: kontrollü
deneyim: kıdem, tecrübe
deneylik: laboratuvar [tdk] *2012-12-25*
denkgelim: tesadüf, rastlantı [?]
denli: kadar
derebeyi: kont [tdk], senyör [tdk] *2013-01-10*
derebeyi konağı: şato [tdk]
deren: kulüp [erc]
derge: program (bilgisayar) [tvt]
dergelemek: programlamak
derlem: koleksiyon [tdk]
derlemcilik: koleksiyonculuk [tdk]
dermece: potpuri, potpori [ülk] *2013-01-01*
dernek: cemiyet [tdk]
devingeç: motor [mhç]
devingen: dinamik
devinim: hareket
devirmeç: bowling [tvt]
devrim: inkılap, ihtilal
deyiş: ifade [tdk]
dışarlık: taşra [tdk]
dışavurum: ifade
dışlak: marjin [tvt]
dışlakçı: marjinal [tvt]
dışlaksal: marjinal [tvt]
dışuram: varoş []
dışyöre: varoş [ddr]
dikeç: sütun
dikinti: bina [erc]
dikişçi: terzi [tdk] *2013-01-10*
diklenmek: kafa tutmak [tdk]
dikmen: koni [tdk] *2013-01-10*
dikuçar: helikopter [tvt] *2013-01-15*
dilediğince: keyfince
dilev: dava [mhç]
dilgibilim: anatomi [ülk] *2013-01-05*
dilkeç: pirzola [tdk] *2013-01-10*
dinelti: kule [erc]
dingeç: maskara, soytarı [tdk]
dingin: sakin [tdk]
dinleç: radyo
dinlenti: tatil []
dinleti: konser [tdk]
dinletki: konçerto [ülk] *2013-01-02*
dip: baz, temel [tvt]
dipçe: dipnot [yrv] *2013-02-16*
dir: can
direm: form (spor) [?]
direnim: inat [tdk]
direnmek: inat etmek [tdk]
diretme: inat [tdk]
diretmek: inat etmek [tdk]
dirgerlik: tababet [ülk]
diri: canlı [erc]
dirik: dinamik [erc]
dirimbilim: biyoloji
dirlik: huzur
dirsiz: cansız [erc]
dişil: feminen, feminin [tdk] *2012-12-30*
diyelim ki: velev ki *2012-12-28*
diz gıygısı: viyolonsel [ülk] *2013-01-05*
dizeç: dosya [mhç]
dizeçleme: dosyalama [mhç]
dizek: satır [tvt]
dizelge: liste [tdk]
dizemeç: konvoy, katar, kafile, alay, sıramaç [] 
dizi: sıra, saf
dizi kaval: pan flüt [ülk] *2013-01-06*
diziçaba: kampanya [mhç]
dizik: konvoy, kortej, katar, alay, kafile []
dizilem: klavye, keyboard [mhç] *2013-01-04*
dizilik: lig (çeynik) []
dizgi: süit, fasıl (mırın) [ülk] *2013-01-01*
dizgitey: fasıl heyeti [ülk] *2013-01-01*
doğa: tabiat
doğal: tabi
doğallayın: tabi ki, doğal olarak, elbette
doğanak: rahim [tvt]
doğrul: meşru [mhç]
doğrulluk: meşruiyet [mhç]
doğruluk: hakkaniyet
doğrusu: zaten
doğuluca: alaturka [tdk] *2012-12-26*
dokunak: tuş, key [ülk] *2013-01-04*
dokunca: zarar [atç]
dokunut: touchpad, taçped (bilgisayar) [vik] *2013-01-17*
dolak: makara [tdk]
dolanım: manevra []
dolgun: hoşur [tdk] *2013-01-12*
doluntu: rıhtım []
dolut: form []
dondurmaz: antifiriz, antifreeze [tdk]
dongu: beton [erc]
donuşkan: jöle [ülk]
donut: jel [ülk]
doyurmak: tatmin etmek [tdk] *2013-01-19*
dölbirimlenme: sporlanma [ülk] *2013-01-04*
dölgen: tohum [tdk]
dölüt: cenin [tdk]
döne: turnuva [tdk] *2013-01-10*
döneç: rotor [tdk] *2013-01-18*
dönem: devir [tdk]
dönerge: sermaye, anapara [tdk] *2013-01-05*
dönerkalgı: vals []
döngel: saat (aygıt) [ülk] *2013-01-02*
dörüt: sanat [mhç]
dörütmen: sanatçı, sanatkar [atç]
döz: temel [tvt]
duble yol: bölünmüş yol
duldasında: sayesinde [atç]
dumağı: nezle [tdk]
dumru: tef (mırın) [ülk] *2013-01-05*
dura: nokta [erc]
duraç: garaj [?]
durağan: sabit [tdk] *2012-12-27*
duraklı: istikrarlı [tvt] *2012-12-23*
duraklılık: istikrar [tvt] *2012-12-23*
duraksamak: tereddüt etmek [tdk]
duraksız: istikrarsız [tvt] *2012-12-23*
durgu: sıra (sıralamada durulan yer) []
dursak: cezaevi [tvt]
duru: masum [tvt]
duruk: statik [atç]
durul: devlet [atç]
durulman: devlet adamı [atç]
duruş: poz [tdk]
duruşma: mahkeme (mahkeme mahkeme ardına)
duyarga: anten [erc]
duyarlı: hassas [tdk] *2013-01-11*
duyarlık: hassasiyet [tdk] *2013-01-11*
duyumalım: istihbarat [tvt]
duyumalımsal: istihbari
duyumsamak: hissetmek
duyunç: vicdan [tvt]
duyurak: ajans [tvt]
duyurmak: anonslamak, ilan etmek
duyuruluk: ilan panosu []
duyurum: bülten [yrv]
duvarcı: mason
düğüm: ukde, ukte [tdk]
düğürcük: simit [tdk] *2012-12-27*
dürtüş: tuş (kılıç oyunu) [ülk] *2013-01-04*
dürüm: cilt [mhç]
dürümlemek: ciltlemek [mhç]
düş: rüya
düş kırıklığı: hayal kırıklığı
düşgelim: rastlantı, tesadüf [mhç]
düşgelmek: rastlamak [mhç]
düşkü: hobi [mhç]
düşkün: zavallı [nşy] *2012-12-26*
düşlek: hayalci [?]
düşlemek: hayal etmek
düşlence: fantezi [?]
düşlencel: fantastik [?]
düşöykü: masal [?]
düşün: fikir [atç]
düşünce: felsefe (avrupa birliği felsefesi)
düşüngü: ideoloji [ddr]
düşüngüsel: ideolojik [ddr]
düşünsel: entelektüel, entellektüel (entellektüel kofluk)
düşünür: mütefekkir [tdk] *2013-01-11*
düven: bayi [erc] *2012-12-26*
düz: dürüst [nşy] *2013-01-10*
düz kaval: blok flüt [ülk] *2013-01-06*
düze: doz [tdk], ayar []
düzelemek: ayarlamak []
düzeltim: reform [tdk]
düzeltiyorum: tövbe []
düzeltmeler: tanzimat [tvt] *2013-01-02*
düzen: sistem (başkanlık sistemi), rejim
düzenci: üçkağıtçı [tdk] *2013-01-01*
düzenlemek: tanzim etmek
düzenli: organize [tdk]
düzesiz: ayarsız []
düzeyit: nesir [atç]
düzgü: norm [tdk]
düzgülü: normal [tdk]
düzgülüleşme: normalleşme
düzgüsüz: anormal [tdk]
düzgün: mazbut [tdk] (düzgün kişi)
düzgün: dürüst [nşy] *2013-01-10*
düzmece: sahte [tdk]
düzsöz: nesir [atç]
düzün: ritim [ülk] *2013-01-02*
eder: fiyat [mhç]
ege: veli (öğrenci velisi) [tdk]
egemen: hakim
egemenlik: hakimiyet
eğilim: nabız (tabanın nabzı) [tdk]
eğiliminde olmak: meyletmek (anıkdüzenle anlaşmaya meyleden)
eğin: vücut
eğleç: fren [tvt] *2013-01-06*
eğlendire: cümbüş (mırın) [ülk] *2013-01-06*
eğik kaval: oblik flüt [ülk] *2013-01-06*
eğrikopuz: harp, arp (mırın) [ülk] *2013-01-05*
eke: akıl [atç]
eke: doktor [erc] *2012-12-27*
ekilemek: tekrar etmek [atç]
ekin: kültür [atç]
ekiz: fotoğraf [erc]
eklenti: müştemilat [tdk]
eksin: elektron [erc]
ekten: ekstra [] *2012-12-22*
el kopuzcuğu: bandonyon, bandoneon (mırın) [ülk] *2013-01-05*
el kopuzu: el armonikası (mırın) [ülk] *2013-01-05*
elçekme: feragat [tvt]
elçekmek: vazgeçmek [tvt]
elçi: konsolos [tvt]
eldeki akça: nakit para [tvt]
elden: nakit olarak
elerimi: fırsat [mhç], vesile (beslenme vesilesi)
elerkçi: demokrat
elerkil: demokratik
elerki: demokrasi
elerkleşme: demokratikleşme
elgün: cumartesi [tvt]
eli ermek: fırsat bulmak [mhç]
elkoyma: darbe, ihtilal
elkoymak: darbe yapmak
eltopu: hentbol, handball
elyunağı: lavabo [tdd]
em: ilaç [atç]
emci: eczacı [atç]
emcilik: eczacılık
emeklik: ücret (tvt)
emdirgen: insülin, insülün [erc]
emgen: eczacı [ülk] *2013-01-04*
emileme: tembih [?]
emilemek: tembih etmek [?]
emtey: eczane
engellemek: set çekmek [tdk] *2013-01-04*
enikonu: oldukça, iyiden iyiye [tdk]
ep: sebep [atç]
epey: (türkçe kökenli)
eplemek: sebep olmak [atç]
erdem: meziyet [atç]
erden: bakire [tdk]
erdenlik: bekaret, kızlık [tdk]
erek: hedef, maksat, gaye
erek tahtası: hedef tahtası
eremlemek: razı olmak [atç] (-i durumuyla)
ergi: karizma [mhç]
ergil: karizmatik [mhç]
erginleşmak: adam olmak []
eril: maskülen, maskülin [tdk] *2012-12-30*
erinç: huzur, rahatlık [tvt] *2013-01-11*
erinçlenmek: rahatlamak *2013-01-11*
erinçli: rahat [tvt] *2013-01-11*
erinçlik: rahatlık [atç] *2013-01-11*
erinçsizleştirmek: rahatsız etmek [] *2013-01-11*
erk: iktidar
erke: enerji
erkebesi: karbonhidrat []
erki: acaba [tvt] *2012-12-23*
erkin: serbest
erkinci: liberal [mhç]
erkincilik: liberalizm [mıhlıoğlu]
erkinvuruş: frikik, free-kick (çeynik)
erksinmek: hakim olmak [atç]
ermiş: azize [tdk]
erte: sabah [tvt]
ertek: masal [atç]
ertir: sabah [tvt]
ertirlik: kahvaltı [erc]
eseme: mantık [atç]
esenlemek: selamlamak [erc]
esergelen: otomobil [tvt temirbek] *2013-01-24*
esgin: rüzgar [erc]
esindeşlik: tevarüt [tvt]
esinti: rüzgar
esiz: fena [atç]
eskiyi yargılamak: devri sabık yaratmak [tvt d. can aktan] *2013-01-21*
eskil: antik
eskilevi: müze [erc] *2013-01-17*
eslekçi: itaatkar, itaat eden [tvt]
esleklik: itaat [tvt]
eslemek: itaat etmek [tvt]
eslemezlik: itaatsizlik []
esnemik: lastik [?]
esrik: sarhoş [nşy] *2012-12-24*
esriklik: sarhoşluk *2012-12-24*
eşçekim: fotokopi [gğş]
eşdeyişle: yani [tvt]
eşey: cins, cinsiyet
eşeysel: cinsel
eşeysellik: cinsellik
eşeysiz: nötr (dil bilimi)
eşışın: lazer [tvt]
eşideliksiz: argıl, argun (mırın) [ülk] *2013-01-06*
eşlik: refakat
eşlikçi: refakatçı
etçi: kasap [dlt]
evgezer: hayalet []
evgil: aile [erc]
evin: tane [dlt]
evlek: parsel [erc]
evrendeş: kozmopolit [tvt] *2013-01-08*
eygen: dünya [erc]
eylemce: operasyon [tvt]
eyleş: spor [ülk] *2013-01-02*
eytiş: lehçe [tvt]
eytişim: diyalektik [tdk]
eytişimsel: diyalektik [tdk]
ezgi: melodi, nağme, hava, arya, aria (mırın) [ülk] *2012-12-31*
fışırgın: fırtına [tvt]
geçenek: koridor [tdk]
geçerdurum: konjonktür
geçersiz sayma: iptal
geçim sağlayacak devingeç: medar-ı maişet motoru [vik] *2012-12-27*
geçimlik: ekonomi (ülke ekonomisi iyi durumda)
geçimbilim: ekonomi (bilim dalı)
geçimbilimsel: ekonomik
geçimsel: ekonomik (ekonomi ile ilgili)
geçinge: bütçe [mhç]
geçiş: gradyan, gradient (önkbilim) [tvt] *2013-01-15*
geçişlik: gümrük [mhç]
geçmek: cereyan etmek [tdk] *2012-12-31*
geçmiş: tarih
geçsözü: parola [gğş]
gelenek: anane [tdk] *2013-01-24*
gelim: maliyet [mhç]
gemibaşı: kaptan [tvt] *2013-01-11*
gemilik: liman [tvt] *2012-12-27*
genbinit: otobüs [tdk]
generk: devlet [mhç]
geneş: senato [tvt]
geneşçi: senatör [tvt]
genörgüt: bürokrasi [mhç]
genöykü: roman [tvt] *2013-01-17*
genyol: cadde [tdk] *2013-01-17*
gereç: malzeme [tdk] *2013-01-10*
gerçek: asıl, hakikat
gerçek çekirdekli: ökaryot
gerçek erek: asıl hedef
gerçekten: ciddi biçimde, sahi, nitekim [tdk], fiilen [tdk]
gereç: gadget (bilişim), aparat [tdk]
gerekçelemek: haklı göstermek [mhç]
gerekirse: icabında [tdk]
gerelti: perde [atç]
geri dönmek: rücu etmek [tdk] *2013-01-11*
gerimli: tensör [tvt] *2013-01-15*
gevik: rüşvet [tvt]
gezal: süpermarket [erc]
gezerev: karavan []
gezgin: turist [tvt] *2013-01-10*
gezginsel: turistik *2013-01-10*
gezici: seyyar [tdk]
gezilik: park
gezim: turizm [tvt] *2013-01-10*
gıdıgıdı: tramvay [erc] *2013-01-23*
gırgır: şamata
gıvgıç: keman yayı [ülk] *2013-01-04*
gıygı: keman [ülk] *2013-01-05*
gider: masraf [tdk] *2013-01-04*
giderim: telafi [tvt]
gidik: geek [tvt] *2013-01-04*
gireği: pazar [erc] *2013-01-02*
girilge: account (google account) [tvt]
giriş: resepsiyon [erc]
girişim: teşebbüs [tdk] *2012-12-23*
giriz: gişe [?]
girmek: dahil olmak []
giyim: kostüm []
giyim kuşam: kılık kıyafet
giysi: kıyafet [tdk]
giz: esrar, sır [atç]
gizek: maske [?]
gizleyek: zula [tvt] *2013-01-01*
gizilgüç: potansiyel
gizli: (türkçe kökenli)
göbecen: ejder, ejderha, dragon
göbelek: mantar [tdk] *2013-01-21*
gök: mavi *2012-12-22*
gökada: galaksi [erc]
gökkuşağı: alaimisema [tdk]
gökolaybilim: meteoroloji [mhç]
gölem: metreküp [erc]
gölmeç: havuz  [erc]
gömüt: mezar [erc], kabir
gömütlük: mezarlık [erc]
göncük: cep [tdk] *2013-01-05*
göndermelik: irsaliye [tvt]
gönenik: memnun []
gönenmek: memnun olmak [atç]
gönenti: sefa, safa [tvt kavurt] *2013-01-23*
gönül indirmek: tenezzül etmek [tdk] *2013-01-10*
gönüldeş: dost [atç]
gönülgücü: moral [mhç]
görçek: ufuk [atç]
göreceleyin: nisbeten [atç]
görevli: memur [tdk]
görgülü: centilmen [tdk]
görkemli: muhteşem [atç]
görmük: tiyatro [atç]
görmüktey: tiyatro salonu, sinema salonu []
görünçlük: sahne [ülk] *2013-01-02*
görünen: galiba [], görünüşe göre [tdk]
görüngesel: spectral [erc]
görüngü: fenomen [tdk] *2013-02-03*
görüntülük: ekran [tdk]
görüş: ziyaret
görüşmel: diplomatik [ülk]
görüşmen: diplomat [ülk]
görüşmenlik: diplomatlık, diplomasi [ülk]
görüşçü: ziyaretçi
görüşüm: röportaj, interview [tdk] *2013-01-16*
göstergeç: monitör [tdk]
gösteri: tezahürat, şov, show
gösterim: matine [tdk] *2012-12-29*
göstermek: işaret etmek
göverge: basur [ülk]
gövercilik: sebzecilik [erc]
göveri: sebze [atç]
gözbağcı: hokkabaz [tvt]
gözdağcı: tehditkar
gözdağı: tehdit
gözdağı vermek: tehdit etmek
gözde: popüler
gözdeci: popülist
göze: hücre
gözer: kart [erc]
gözgü: ayna [atç]
gözlem: müşahade [atç]
gözlengeç: radar [erc] *2012-12-25*
gözü dönmüş: desperado [tureng] *2012-12-27*
gözükmen: figüran [tvt] *2012-12-26*
gücemek: zorlamak [mhç]
gücemli: zorunlu, mecburi [mhç]
gücemlilik: mecburiyet
gücük: şubat
güç: kuvvet
güçle almak: gasp etmek [erc]
güdücü: çoban, sığırtmaç [tdk] *2013-01-06*
güldürü: komedi [atç]
güldürgü: fıkra [tvt]
güldürmen: komedyen [] *2012-12-31*
gülmece: mizah [tdk]
gülünçlük: kepazelik [tdk]
gümler: bomba [tvt kavurt] *2013-01-23*
gümlerleme: bombardıman *2013-01-23*
günce: gazete [atç]
güncü: eyyamcı [tvt] *2013-01-07*
günek: takvim [mhç]
güngen: saat (aygıt), takvim [erc]
güngöre: pencere [atç]
günü: haset [atç]
günükurtarma: idareimaslahat [tvt] *2013-01-07*
günzel: hava [erc]
gürdüdük: zurna [ülk]
güre: enerji [erc] *2013-01-24*
güreli: enerjik [tvt temirbek] *2013-01-24*
güvence: garanti [erc] *2012-12-26*
güvenlik: emniyet
hakan: sultan
han: kral, padişah, çar
han hanım: kraliçe *2013-01-10*
hanı: hani
harzemli yolu: algoritma [tdk]
haylaz: (türkçe kökenli)
hiç olmazsa: bari [tdk]
hoppa: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-01*
hortlak: zombi [tvt]
hoyuk: hayal [tdk] *2013-01-20*
ıklık: rebap, ud (mırın) [ülk] *2013-01-05*
ıldamlık: vites [tvt]
ılgım: merak [atç]
ılgımlanmak: meraklanmak, merak etmek [atç]
ılıncık: nötron [erc]
ır: şarkı [ülk] *2013-01-01*
ırcı: şarkıcı [ülk] *2013-01-04*
ıra: karakter [atç]
ırgalamak: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-04*
ırık: metrekare [erc]
ırım: hurafe, batıl inanç [tvt]
ırmak: nehir [tdk] *2013-01-04*
ısıdam: hamam [tdk] *2013-01-06*
ısıl: termal, thermal [erc]
ısıtı: kalori [erc]
ıslatkı: hidrojen [erc]
ışıkizi: fotoğraf [vik]
ışınizi: röntgen, x-ray []
ışınsağaltım: kemoterapi [erc]
ışıtaç: lamba [tdk] *2012-12-25*
ışnar: fosfor [ülk]
iç kansıvısı ağı: endoplazmik retikulum
içgeçit: tünel [tvt]
içimevi: meyhane []
için: (türkçe kökenli)
içiteç: şırınga [ülk] *2013-01-06*
içli: lirik [gğş]
içsalgı: hormon
içses: vicdan [tvt] *2012-12-27*
içten: samimi
içtenlik: samimiyet
içtöre: ahlak, etik [atç]
idelik: sendika [erc]
idelikçi: sendikacı
ikili: çift *2012-12-26*
ikili: düet (mırın) [ard] *2013-01-12*
ikin: saniye [tvt]
ilbey: vali [erc]
ilbeylik: valilik
ilboy: halk [ülk] *2013-01-07*
ilcil: sivil [tvt] *2013-01-07*
ilçebey: kaymakam [erc]
ilçebeylik: kaymakamlık
ildeş: hemşeri, hemşehri [tvt]
ildir: zincir [erc]
ildirleme: zincirleme [erc]
ilenç: beddua [tdk] *2013-04-24*
ileni: lanet [] *2012-12-27*
ilenik: lanetli [] *2012-12-27*
ileniklik: melanet [] *2012-12-27*
ilenmek: lanet etmek [atç] *2012-12-27*
ilerleme: terakki [tdk] *2013-01-21*
iletişim araçları: medya
iletişim kuralı: protokol (bilişim) [tdk]
ilgi: alaka
ilgisi yok: ne münasebet
ilişi: fiş (uyaya takılan) [tvt]
ilişkin: dair
ilişim: ırza geçme [mhç]
ilişmek: ırza geçmek [mhç]
iliştiri: yazılıp bırakılan not
ilke: prensip [atç]
ilkel çekirdekli: prokaryot
ilkgösterim: gala []
ilkut: devlet
ilkutbay: devlet başkanı [erc]
illeme: fetih
illemek: fethetmek [tvt]
ilteber: vali [mhç]
im: işaret
imad: paraf [mhç]
imadlamak: parafe etmek, paraflamak [mhç]
imce: harf
imcelik: alfabe
imek: haz [erc]
inak: dogma [tdk]
inam: emanet [tdk]
inamlamak: emanet etmek [tdk]
inançtaş: ümmet [tvt]
inançyayar: misyoner [mhç]
inandırmak: ikna etmek
inanın: emin olun
ince: kibar, nazik, alto, tiz (mırın) [ülk]
ince gıygı: viyola, viyola alto [ülk] *2013-01-04*
inceden: kibarca, nazikçe
incelik: kibarlık, nezaket
ineniz: slalom []
inenizlemek: slalom yapmak []
inerçıkar: asansör []
ingin: nezle [tdk]
inginlik: deflasyon [mhç]
inme: felç
inmeden al: drive thru []
ipçik: mikrofilament
iplik: filament
irilteç: mikroskop [tvt]
isiz: din [erc]
istek: heves, şevk [tdk] *2012-12-29*
isteksizleştirmek: şevkini kırmak
istem: talep [tdk]
istenç: irade [tdk]
ister istemez: çarnaçar [tdk] *2012-12-28*
iş: marifet (bu onun marifeti)
iş çizelgesi: spreadsheet []
işbırakımı: grev [tdk] *2012-12-25*
işbırakmak: grev yapmak [tdk] *2012-12-25*
işçimen: hamarat [yrv]
işdışlamak: grev yapmak
işdışlayış: grev [tvt]
işgeç: makine [erc]
işinci: robot [tvt] 
işkapatımı: lokavt [tdk] *2012-12-25*
işkapatmak: lokavt yapmak [tdk] *2012-12-25*
işkolu: sektör [erc]
işlence: harekat, operasyon [vik]
işlendirme: istihdam [mhç]
işlerge: makine [tdk]
işletme: firma, şirket
işleyim: sanayi [tdk]
işte: nitekim
işveren: patron [tdk]
işyeri: plaza
ivecen: aceleci [tdk] *2012-12-24*
ivedi: acil, acele
ivmek: acele etmek [tdk]
iye: sahip, patron (medya patronu) []
iyelenmek: sahiplenmek, sahip çıkmak
iyelik: sahiplik, mülkiyet [tdk] *2013-01-02*
iyem: güzellik [tdk]
iyemli: latif, hoş [atç]
iyileştirme: reform [tdk]
iyilik: sevap *2012-12-27*
izçeker: kamera, fotoğraf makinesi
izit: film [mhç]
izkovar: hafiye [tvt] *2013-01-12*
izkuşak: film şeridi [mhç]
izleç: televizyon
izlek: video, vidyo
izlem: strateji [tdk]
izlemsel: stratejik
izlence: program [mhç] (bütün anlamları karşılar), televizyon programı
izleti: film [tvt]
izlev: sinema, film
izmen: dedektif [tvt]
i.tü (ile türevleri): vb. (ve benzeri) [tvt] *2012-12-25*
kabak yaylı kopuz: kabak kemane [ülk] *2013-01-05*
kabayel: lodos [tdk] *2012-12-25*
kabırcak: tabut [dlt]
kaburcak: kutu [tvt temirbek] *2013-01-24*
kaçamaklık: garsoniyer []
kaçan: tapu senedi [tdk]
kaçını: risk [tdk] *2012-12-28*
kadıncıl: zampara [tdk] *2013-01-01*
kadırgak: nasır [dlt]
kağan: kral, padişah, çar, imparator
kağan hanım: imparatoriçe *2013-01-10*
kağanlık: krallık, imparatorluk, çarlık
kakavan: papağan [ülk] *2013-01-06*
kalanak: otel, motel, pansiyon []
kaldıraç: vinç
kalgay: veliaht [tvt] *2012-12-31*
kalgı: dans [ülk] *2013-01-01*
kalgılama: balad, balat (mırın) [ülk] *2013-01-01*
kalgılı eğlenti: balo [ülk] *2013-01-01*
kalgımak: dans etmek [ülk] *2013-01-01*
kalgıt: bale [ülk] *2013-01-01*
kalı: hava [tvt]
kalık: iklim [erc]
kalıksal: meteorolojik [erc]
kalılandırma: havalandırma [tvt]
kalın: basso, bas, pest, pes (mırın) [ülk]
kalın başlı: gabi [tdk] *2012-12-28*
kalıntı: tortu [tdk]
kalıt: gen [tvt], miras [tdk]
kalıtım: genetik [tvt]
kalun: kanun (çalgı) [ülk]
kam: filozof
kamalcı: kemalist
kamçı: filagella
kamıkbilim: kimya
kamıksal: kimyasal [erc]
kamu: halk
kamuerki: cumhuriyet
kamuerki tüz bölemi: cumhuriyet halk partisi
kamulbuyrum: cumhuriyet [atç]
kamuluk: cumhuriyet [ülk]
kamusal: resmi [tvt]
kamusalgeçit: resmigeçit
kamutay: meclis, parlamento
kamutaysal: parlamenter
kan akçası: diyet [tdk] (kan parası, diyet borcu)
kan basıncı: tansiyon [erc]
kan pulcukları: trombosit
kan yağı: kolestrol, kolesterol [erc]
kanat: taraf
kandaş: akraba [tvt] *2013-01-02*
kandırmak: ikna etmek [tvt]
kanı: kanaat
kanığım: eminim [atç]
kanık olmak: emin olmak
kanıt: delil [tdk] *2012-12-31*
kap: tas [nşy] *2013-01-06*
kapaç: subap, sübap, supap [ülk] *2013-01-04*
kapaktaş: dolmen [tvt] *2013-01-18*
kapar: manyetik [erc]
kaparyuvar: magnetosfer [erc]
kapatılmış: mahpus [tdk]
kapatma: metres [tdk] *2013-01-04*
kapatmak: hapsetmek
kapım: manyetik, magnetic [erc]
kapma: gasp [ddr]
kapmak: gasp etmek
kapsamak: ihtiva etmek
kapsamca: çerçeve
kapsamına almak: teşmil etmek [tdk]
kaptıkaçtı: minibüs, münibüs [erc]
kara çalmak: iftira atmak
karabasan: kabus [atç]
karabaş: rahip [tdk], papaz *2013-01-21*
karaçizi: karikatür []
karaçizici: karikatürcü []
karadüzen: ırızva, rızva (mırın) [ülk] *2013-01-06*
karagök: lacivert [ülk] *2012-12-22*
karağan: mensup [tvt]
karakol: devriye [tdk]
karaöpke: karaciğer [erc]
karavaş: cariye [atç]
karayağ: petrol
karayazgılı: bahtsız [] *2012-12-26*
karayıkım: kıyamet
kargaşa: anarşi [tdk]
kargaşa: kaos [tdk] *2013-01-13*
kargaşacı: anarşist [tdk]
kargı: mızrak
karım: dakika []
karışım: kokteyl [tdk] *2012-12-24*
karışma: müdahale [tdk]
karışmak: müdahil olmak
karkaykayı: snowboard [yrv]
karmalayan: kromoplast
karmaşa: kompleks (tin durumu) [tdk] *2013-01-07*
karşı çıkmak: itiraz etmek
karşıdaş: rakip
karşıduruş: itiraz
karşılama: mukabele [tdk] (sema mukabelesi)
karşılaşma: maç [tdk] *2012-12-29*
karşılık: paha [nşy] *2012-12-27*
karşın: halde (-e karşın: -i halde), rağmen
karşıt: zıt, muhalif
karşıtçı: muhalif
karşıtçılık: muhalefet
karşıtlık: muhalefet
kasnak: tambur [ülk] *2013-01-05*
kaşar: (kökeni belirsiz) *2012-12-14*
kat: daire (ev)
katama: bisküvi [erc]
katıksız: saf [tdk]
katkonut: daire []
katlam: sınıf [erc]
katlanma: tahammül
katlanmak: tahammül etmek
kaval: flüt [ülk] *2013-01-06*
kavalcık: neyçe [ülk] *2013-01-06*
kavram: mefhum, konsept, nosyon [tdk]
kavramak: idrak etmek
kavsaklamak: farkına varmak [atç]
kavşıt: adres [tvt]
kavuştak: nakarat [tdk]
kayauçunu: doğal gaz, doğalgaz [erc]
kayayağı: petrol [erc]
kaygı: endişe [tdk]
kaygı duymak: endişe etmek
kaygılı: endişeli [tdk]
kayıncak: paten [tvt]
kaykay: skateboard
kaysak: levha, plaka [erc]
kaytak: mürteci
kaytaklık: irtica [atç]
kekrek: limon [tvt] *2013-01-11*
kekrekli: limonata *2013-01-11*
kelebek: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-10*
kendigider: otomobil [atç]
keneş: konsey [tdk] *2012-12-25*
kense: daire (devlet dairesi) [erc]
kenseşlik: bürokrasi [erc]
kent: şehir
kentsoylu: burjuva
kentsoylular: burjuvazi
kepit: mağaza [dlt]
kesik: peynir [tvt] *2013-01-20*
kesim: kasım [tvt]
kesim: cenah, sektör [tdk]
kesim: zümre
kesin: garanti *2012-12-28*
kesinlikle: mutlaka, muhakkak [tdk], asla [tvt] *2013-01-10*
keskin: alto, tiz (mırın) [ülk]
keskin: zampara [tdk] *2013-01-01*
keste: karne [tvt]
kestiri: tahmin [mhç]
kestirim: tahmin [tdk]
kestirmek: tahmin etmek [tdk]
keşik: nöbet [tvt]
kez: defa, kere [atç]
kezlerce: defalarca
kıç: popo [nşy] *2013-01-02*
kığış: müzik
kılavuz: rehber [tvt] *2012-12-29*
kılcık: lif
kıldırman: imam [tvt] *2013-01-11*
kıldırman kıyışı: imam nikahı [tvt] *2013-01-12*
kımıldak: sinema [tvt]
kın: kılıf [nşy] *2012-12-27*
kınama: protesto
kınamak: protesto etmek
kıpı: an [atç]
kıpılçekim: snapshot, enstantane [tvt]
kıpılık: anlık [atç]
kıran: afet [erc]
kırbezeği: peyzaj [tvt]
kırbız: hacker, bilgisayar korsanı [tvt]
kırçık: jailbreak [tvt] *2013-01-04*
kırıtma: cilve [tdk] *2012-12-24*
kırın: dans [ülk]
kırkolcusu: jandarma []
kırpım: saniye [erc]
kırpımık: mikrosaniye [erc]
kırpımtık: salise [erc]
kısa çöğür: pandurina [ülk] *2013-01-05*
kısa düz kaval: pikolo blok flüt [ülk] *2013-01-04*
kıstak: berzah [tdk]
kışkırtı: provokasyon
kışla: (türkçe kökenli) [nşy] *2012-12-31*
kıvanç: gurur [tvt]
kıvantı: zevk [yrv]
kıvıl: elektrik [snn]
kıvılçekimcek: elektromıknatıs [?]
kıvılkapar: elektromanyetik [erc]
kıya: cinayet [tdk]
kıyacı: katil [tdk]
kıyga: dakika [erc]
kıygı: zulüm, haksızlık [tdk]
kıygılamak: zulmetmek
kıygın: mağdur [tdk] *2012-12-25*
kıygınlık: mağdurluk *2012-12-25*
kıyılık: çerçeve []
kıyın: ceza [tdk], penaltı []
kıyınç: işkence [erc]
kıyınevi: cezaevi, hapsane, hapis []
kıyışma: düello [tvt]
kıynık: parça [atç]
kızlık: bekaret
ki: acaba (suçum ne acaba)
kibitçi: esnaf [erc]
kiçiktin: virüs
kimeçıktı: piyango [tvt] *2012-12-26*
kimileyin: bazen
kimlik: profil, profile (bilişim)
kimlik bedizi: profil resmi
kimvurdu: linç
kip: kalıp [atç], mod [tureng] *2014-09-01*
kip: makam (mırın) [ülk] *2013-01-01*
kipteş: aynı makamda (mırın) [ülk] *2013-01-01*
kirli: çamaşır *2013-01-18*
kirtinmek: itiraf etmek [atç]
kişi: şahıs
kişilik: şahsiyet
kişisel: şahsi
koçak: kahraman [atç]
koçaklama: destan [atç]
kodaman: (türkçe kökenli)
kof: sıfır [tvt]
koğam: cemiyet [erca]
kol: şube [tdk]
kolay: rahat
kolaylıkla: rahatlıkla
kolca kopuz: kolaşon [ülk] *2013-01-05*
kolcu: polis [tvt]
koltuk: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-11*
komut: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-11*
komutan: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-11*
kon: kafe, cafe [tvt] *2013-01-19*
konakça: motel [ddr]
konaklanak: han []
konu: muhabbet *2012-12-28*
konur: kahverengi [erc]
konur: kahve [tvt] *2013-01-19*
konurevi: kahvehane [tvt] *2013-01-19*
konurtay: kafeterya [tvt] *2013-01-19*
konuşaç: telefon []
konuşdaş: muhatap []
konuşma: hitabet *2012-12-29*
konuşu: konferans [atç], diyalog, conversation [tdk]
kopuz: ud [ülk] *2013-01-05*
kopuzsul: lirik [atç]
korkulu: vahim [tdk]
korkutu: tehlike [erc]
korkutulu: tehlikeli [erc]
korumak: muhafaza etmek
koruman: vasi [mhç]
korumanlık: vasilik, vesayet
korunma: muhafaza (düzenin muhafazası)
koşa: beyit [gğş]
koşa: çift [tdk] *2013-01-06*
koşa kaval: çifte flüt [ülk] *2013-01-06*
koşa tulum: çifte gayda [ülk] *2013-01-06*
koşuk: şiir, nazım, manzum [atç]
koşul: şart [tdk]
koşulca: şartname [tvt]
koşut: paralel [tdk]
kovaç: sepet, zembil [tvt] *2013-01-18*
koyanak: masa [erc]
koyluk: dosya [erc]
köğ: vezin [atç]
köğük: mısra [atç]
köken: asıl, orijin
kökleşik: klasik [tvt]
kökten: radikal [tdk] *2013-01-20*
köktenci: radikal [tdk] *2013-01-20*
kömen: hayal [tvt]
köprü: briç []
körpe: taze
körük dizgesi: akordeon sistemi (dirgerlik) [ülk] *2013-01-05*
körüklü kopuz: akordeon [ülk] *2013-01-05*
kösnütücü: afrodizyak [ülk]
kötülemek: aleyhinde yazmak, konuşmak
köynek: atlet, tişört, t-shirt, fanila
kul: hizmetçi [nşy] *2012-12-24*
kulluk: hizmet [erc]
kum: remil [nşy] *2012-12-24*
kun: insan [tvt]
kunçuy: prenses [elegeş yazıtı]
kurağ: müessese [atç]
kural: kaide [atç]
kuram: nazariye, teori [atç]
kurgan: kale [tdk]
kurgu: montaj [tdk] *2013-01-04*
kurmaca: spekülasyon
kurmak: inşa etmek, ihdas etmek [tdk]
kurmay: (türkçe)
kurşun: mermi, fişek
kurudan: verem [tdk] *2013-01-11*
kurultay: kongre
kuruluş: teşekkül [tdk] *2012-12-23*
kurun: enstitü [mhç]
kuşak: nesil [atç], bant [tdk]
kuşkunuz olmasın: emin olun
kuşkusuz: elbette
kutalmış: şehit [tvt boraan] *2013-01-21*
kutalp: gazi [tvt boraan] *2013-01-21*
kutlamak: tebrik etmek
kutluçağ: asrı saadet, asrısaadet [tvt]
kutmırıt: oratoryo [ülk] *2013-01-01*
kutsal uğrak: hac [erc]
kuttören: ayin [tvt] *2013-01-17*
kutyasak: tabu [tdk] *2013-01-18*
kuyrukçu: q-matik, quematic, quematik []
kuytak: kokpit, sürücü bölmesi [yrv]
küçültü: maket [tdk] *2012-12-25*
küçümser: müstehzi, alaycı [] *2012-12-26*
küğ: müzik
kürk: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-04*
kürün: kahve [erc] *2012-12-24*
kürünç: kakao [] *2012-12-24*
kürünçek: çikolata [] *2012-12-24*
kürtün: semer [tdk] *2012-12-24*
küşüm: şüphe [atç]
lakırtı: laf [tdk]
layan: plastit
logo: imlek [tdk]
ma: ve [tvt] *2013-01-17*
mıray: opera [ülk] *2012-12-31*
mırayça: operet [ülk] *2012-12-31*
mırça: parça (mırın) [ülk] *2013-01-01*
mırın: müzik [ülk] *2012-12-31*
mırınbay: konservatuvar müdürü [ülk] *2013-01-02*
mırınbilim: müzikoloji [ülk] *2012-12-31*
mırınbilimci: müzikolog [ülk] *2013-01-04*
mırıncı: müzisyen *2012-12-23*
mırınsal: müzikal [ülk] *2012-12-31*
mırıntay: konservatuvar [ülk] *2013-01-02*
mut: moral [tvt]
ne güzel: maaşallah, maşşallah, maşallah [tdk] *2012-12-31*
ne yazık ki: maalesef, malesef
neden: sebep
nedence: vesile [ülk] (bu vesileyle)
nedendir bilinmez: ne hikmetse [tdk] *2013-01-12*
nen: şey [atç]
neolur: lütfen
nesne: obje [tdk] *2012-12-31*
nesnel: objektif [tdk] *2012-12-31*
netek: nasıl [atç]
neyin: falan, filan
nicelik: miktar [tdk] *2013-01-10*
nite: nasıl [atç], nemenem
nitelik: vasıf [tdk] *2013-01-24*
niteliklilik: meziyet
o da öyle: hakeza
oba: kamp, kamp yeri [püsküllüoğlu]
obalamak: kamp yapmak [püsküllüoğlu]
ocaklık: mutfak [tvt]
od: ateş *2013-01-21*
oda düdüğü: mey, obua (mırın) [ülk] *2013-01-06*
odacı: ofis boy
odacık: kabin, kompartıman [erc]
odalı: steyşın, steyşin (araç) []
odgün: çarşamba [tvt]
odlaryurdu: azerbaycan [ülk] *2013-01-06*
oduz: mareşal [tvt] *2012-12-31*
oğru: hırsız [erc]
oğruluk: hırsızlık [erc]
oğur: vakit [tvt]
oğuraşımı: fazla mesai, over time []
oğuzay: ağustos [tvt]
oh: aman (aman pek iyi olmuş) *2013-01-07*
oksu: cunta [erc]
okuncalık: neşide [gencan]
olabildiğince: mümkün olduğu kadar
olağan: normal
olağanüstü: harikulade [tdk]
olanak: imkan, fırsat
olanaklı: mümkün
olasılık: ihtimal
olasılıkla: muhtemelen
olduğu: idüğü [tdk] *2012-12-23*
olduğu gibi: aynen
oldukça: hayli [tdk]
olguculuk: pozitivizm [tdk]
olgun: ciddi
olmazsa: bari *2013-01-10*
olumlamak: kabul etmek [tvt]
olumsal: rastlantısal, contingent [tdk]
olur mu: ne münasebet
onar: noter [mhç]
onarman: tamirci, usta [tvt]
onat: süper [tvt]
ongun: arma [tdk] *2012-12-22*
onmak: iflah olmak [td]
onölçe: dekametre [erc]
onum: tıp [tvt]
onumkesi: ameliyat [yrv]
orakay: temmuz [tvt]
oraltı: trafik [erc]
ordutay: karargah [tvt]
ornaman: dublör [tvt]
orpaşa: orgeneral []
ortadan kaldırma: tasfiye
ortadan kaldırmak: tasfiye etmek [tdk]
ortadan kalkmak: tasfiye olmak [tdk]
ortagün: perşembe [tvt]
ortaklaşacı: komünist [tvt], komüncü
ortaklaşacılık: komünizm
ortakyönetim: koalisyon []
ortam: iklim [tdk]
ortay: merkez
ortaya çıkmak: tecelli etmek [tdk]
orum: anatomi [tvt]
orun: makam, mevki [vik], temsil [tvt]
oruncu: temsilci [tvt]
orunlamak: temsil etmek [tvt]
orunluk: kürsü [erc]
oruntak: milletvekili, elçi, delege [tdk] *2012-12-28*
oruntulamak: temsil etmek [atç]
ot: esrar [] *2012-12-27*
otağ: çadır [tdk]
oturak: sandalye, tabure
oturgaç: sandalye
oturuş: parti (eğlence) [tvt] *2012-12-23*
oydaşma: konsensüs, görüş birliği
oylap: icat [tvt] *2013-01-10*
oylap tapmak: icat etmek [tvt] *2013-01-10*
oylaşma: müzakere [tdk]
oylaşmak: müzakere etmek [tdk]
oylum: hacim [tvt]
oynaklık: volatilite
oysa: halbuki, meğer
oysaki: meğer
oyun çıkarmak: rol yapmak
oyun yapmak: numara yapmak [] *2012-12-22*
oyuncu: aktör, aktris
oyunluğa koymak: sahneye koymak [] *2012-12-31*
oyunluk: sahne [tdk] (yer)
ozan: şair [atç]
ozan bağlaması: divan sazı [ülk] *2013-01-06*
ozanlatı: rapsodi [ülk] *2013-01-01*
öbek: grup [erc]
öbekerkçi: faşist, faşo []
öbekerki: faşizm []
öbür: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-23*
öç: intikam [nşy] *2013-01-16*
öçülmek: helak olmak [tvt]
öd: saat [erc]
ödem: ücret [mhç]
ödemelik: maaş [tdk]
öden: mükafat [atç]
ödence: tazminat [tdk]
ödenç: kredi [mhç]
ödeş: diyet [tvt] (diyet borcu)
ödmük: dakika [erc]
ödün: taviz [tdk] *2013-01-10*
öfke: (türkçe kökenli) *2012-12-24*
öge: eleman [tdk] *2013-01-21*
öğe: unsur [atç]
öğecik: atom [tvt]
öğrek: mevsim [tvt]
öğrence: ders [atç]
öğreti: mezhep [tdk]
öğretimlik: sınıf [erc]
öğseyin: zaten, elbette [atç]
öğüt: tavsiye [atç], vaaz [tvt]
öğütçe: kıssa [gğş]
öğütçü: hoca (cami)
öke: dahi [tdk]
ökece: dahice, dahiyane
ökünç: pişmanlık
ökünmek: pişman olmak [tvt]
ökünük: pişman
ölçe: metre [erc]
ölçek: skala [nşy] *2013-01-10*
ölçmen: mühendis [tdk]
ölçü: miktar (yardımın miktarı) [tdk] *2013-01-10*
ölçülü: rasyonel [tdk]
ölçümleme: kalibrasyon [tdk]
ölçün: standart [tdk]
ölçüsüz: irrasyonel
ölçüt: kriter
öldürüşme: mukatele, karşılıklı öldürme [tvt]
ölü: cenaze [tdk] *2012-12-27*
ölük: ceset [tvt] *2012-12-27*
ölüm kıyınıya çarptırılmak: idama mahkum edilmek *2013-01-21*
ölüm korkusuyla: can havliyle [tvt kavurt] *2013-01-21*
ölümlü: fani [tdk]
önaçar: bios (bilgisayar) []
önad: sıfat (dilbilgisi) *2013-01-23*
önbaşlık: manşet
önbesi: protein [tdk]
öncecilik: inisiyatif
öncecilik yapmak: inisiyatif almak
önceleme: lanse [tdk] *2012-12-25*
öncelemek: lanse etmek [tdk] *2012-12-25*
öncelikle: asıl (sen asıl onu söyle)
önceyin: zaten [tvt]
önder: lider
öndül: prostat [ülk]
önemli: hatırı sayılır
önemsemek: ciddiye almak
önemsiz: naçiz [tdk] *2013-01-24*
önen: zaten [tvt]
öney: cephe [mhç]
önk: renk [ülk] *2013-01-15*
önkbilim: kromatik (renk bilimi) [ülk] *2013-01-04*
önüt: üstad [atç]
önyargı: peşin hüküm [atç]
önyüz: cephe, [ddr], façade, fasad [mhç]
öpke: ciğer [erc]
öpözdeş: aynen []
ördek tuzağı: bubi tuzağı [yrv]
örek: mimari
örekmen: mimar
örgen: organ [ülk] *2013-01-04*
örgüt: teşkilat
örgütlü: organize [tdk]
örneğin: mesela
örtünç: müphem [atç]
örü: metin, tekst
örün: web
ötkün: tarih, geçmişte olan [tvt]
ötük: bot (ayakkabı) [kla]
ötün: günah [atç]
övgü: methiye (mırın) [ülk]
övgüler olsun: bravo []
övgün: hazret, hazreti, hazret-i [] *2012-12-24*
övünç: şeref []
övünç birliği: lejyon donör *2013-01-10*
öy: zaman
öyçek: saat (öy birimi) []
öykü: hikaye
öykünç: rol [tvt] *2012-12-29*
öykünmek: taklit etmek [atç], rol yapmak [tvt] *2012-12-29*
öyün: saat [tvt]
öyünç: rica [tvt]
öyünmek: rica etmek [tvt]
öz: ruh, asıl [tdk], esas [tdk]
özçekim: selfie, selfi
özdecik: molekül [snn]
özdek: madde, cisim [snn]
özdekbilim: fizik
özdeksel: maddi [tdk]
özdemek: temsil etmek [tdk]
özdeş: aynı
özdeyici: temsilci [tdk]
özdenici: müvekkil []
özek: merkez [atç], santral [erc]
özeklenme: konsantrasyon [tdd]
özeklenmek: konsantre olmak [tdd]
özeliçi: magazin [tvt] *2013-01-02*
özendirmek: teşvik etmek [tdk]
özengen: amatör [ülk] *2013-01-02*
özenli: dikkatli
özgen: laik [mhç], enzim
özgenlik: laiklik [mhç]
özgü: mahsus [tdk] *2013-01-21*
özgür: hür
özgürlük: hürriyet
özkıyım: intihar [tvt]
özlem: hasret
özleyin: aslında, esasen, asıl [ülk]
özmük: mineral [erc]
öznel: subjektif [tdk] *2012-12-31*
özsöz: vecize [atç]
özüne kıymak: intihar etmek
özyaşamöyküsü: otobiyografi [tvt] *2013-01-02*
parçoğurlu: part time, parttime []
parlar: flaş, flash [mhç]
parlatan: cila [tvt] *2013-01-20*
parmak bellek: flaş disk, flash disk
paslatkı: oksijen [erc]
paşa: general
paşaeli: trakya [erc]
patlar: mühimmat, cephane [tvt] *2013-01-21*
pay: hisse [nşy]
paylama: fırça [tdk] *2013-01-10*
pek: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-07*
peki: tamam
pisik: kedi []
pişken: pasta []
pişkenevi: pastane, pastahane
poturdak: motosiklet [tdk]
pullu dumru: zilli tef [ülk] *2013-01-02*
pusat: silah [tdk]
püşkel: pide [dlt] *2013-01-06*
pütük: not [tvt] (not artırımı) *2012-12-23*
rumeli: trakya *2013-01-12*
ruseli: rusya *2013-01-12*
saçmalık: yave [tdk], saçma sapan söz, safsata *2012-12-24*
sagun: doktor [erc]
sağaltım: tedavi [erc]
sağaltmak: tedavi etmek
sağaltman: doktor, hekim [mhç], terapist [ülk]
sağrak: kadeh [dlt]
sağtöre: ahlak [atç] 
saklak: depo, ambar [tdk]
saktay: banka [tvt] *2013-01-16*
sal: platform [nşy] *2012-12-31*
salak: hırbo [tdk], saftirik, saftırık *2012-12-31*
salık vermek: tavsiye etmek [tdk] *2013-01-24*
saldamlı: ciddi [atç] (saldamlı kişi)
salduvaç: bülbül [atç]
salgı aygıtı: golgi cisimciği
salıklama: tarif [gğş]
salınım: slalom [tvt] 
salkı: haber
salkılamak: haber vermek [atç]
salkın: lakayıt [tvt]
salman: garson [tvt]
saltık: mutlak [atç]
san: sıfat (avukatı sıfatıyla) [tdk]
san: ünvan [tdk] *2013-01-10*
sananak: hurafe, batıl inanç [tdk]
sanı: zan [tdk]
sanık: maznun [tdk]
sanım: teori [tdk] (onum)
sanımsal: teorik [tdk] (onum)
sanırım: herhalde
sanlık: lakap [gğş]
sapınç: dalalet [tdk] *2013-01-10*
sapkınlık: dalalet [tdk] *2013-01-10*
saptama: tespit
sarılayan: ksantofil
sarıt: kaset, ambalaj [mhç]
sarıtlamak: ambalaj yapmak [mhç]
sarmal: spiral [tdk]
sarmalçizer: spirograph, spirograf [tvt]
sarnat: seranat [ülk] *2013-01-02*
sarnav: kaside [ülk]
sarsım: sismoloji, seismology [erc]
satak: piyasa, market [tdk] *2013-01-16*
satıca: çarşı [atç]
satkı: ihanet
satkın: hain
satkınlık: ihanet
sav: iddia, argüman [tdk]
sava: dava [atç]
savaş: sefer [tdk] *2013-01-04*
savaş yargılığı: divanı harp *2013-01-21*
savaşçı: mücahit, muharip [tdk] *2013-01-02*
savaşım: mücadele
savdıç: sepet [dlt]
savlamak: iddia etmek [atç]
savlı: iddialı
savsaklama: ihmal [tdk]
savsaklamak: ihmal etmek [tdk]
savsöz: slogan [tvt]
savunca: müdafaaname [gğş]
savunma: müdafa
savunman: avukat
savuşmak: defolmak [tdk] *2013-01-20*
savut: zırh [tvt]
sayamak: rakam [tdk]
sayav: hesap [erc]
sayavlamak: hesap yapmak, hesaplamak [erc]
sayavlı: rasyonel, hesaplı
sayavsız: irrasyonel, hesapsız
saydam: şeffaf [tdk] *2013-01-04*
saygın: prestijli, itibarlı [tdk]
saygın: hazretleri, haşmetmeapları, majesteleri [] *2012-12-24*
saygınlık: prestij, itibar [tdk]
saygısız: cüretkar [tdk]
saygısızlık: cüret [tdk]
sayı: gol (ayaktopu)
sayı durumu: gol pozisyonu []
sayık: hayalet [tvt]
sayıl: skaler [tvt] *2013-01-15*
sayısayar: hesap makinesi [tvt]
sayış: hesap [mhç]
sayışlama: hesaplama [mhç]
sayışlamak: hesaplamak [mhç]
sayışman: mühendis
sayıt: numara [tvt]
sayıveren: quematic,  q-matik []
saylav: milletvekili, parlamenter
saymık: nüfus [erc]
sayrı: hasta
sayrıtaşır: portör
sayrıtay: hastane
saz: enstrüman [ülk]
sazın: kağıt [atç]
sazınkıynığı: varakpare [], kağıt parçası [] *2012-12-27*
seçkurul: jüri [] *2012-12-29*
seçke: menü, mönü [tvt]
seçki: albüm (mırın) [ülk] *2013-01-02*
seçkin: elit [tdk]
seki: merdiven [tdk]
sekilik: tribün [tvt]
sekizli: oktav (mırın) [ülk] *2013-01-04*
sekizli kavalı: oktav flüt [ülk] *2013-01-06*
sem: ilaç [erc]
semevi: eczane [erc]
sergel: masa [mhç]
sergileyim: performans [tvt]
sergilik: galeri [erc]
sert: şiddetli (şiddetli eylem)
sertlik: şiddet
sesalan: mikrofon []
sesalır: mikrofon
sesleç: telefon
seslendirme: icra (mırın) [tdk] *2013-01-12*
seslenmek: hitap etmek
sessiz: kendi halinde [tdk]
sesyayar: hoparlör [tdk]
sevecen: şefkatli [tdk]
sevecenlik: şefkat [tdk]
sevi: aşk [tdd]
sevimli: şirin [tdk]
sevimsizleşmek: madara olmak [tdk] *2012-12-28*
sevinti: keyif [tvt] *2013-01-02*
sevişme: seks *2013-01-11*
sezgi: feraset [tdk] *2013-01-21*
sezgiç: medyum [tvt kavurt] *2013-01-24*
sığa: kapasite [tvt]
sığınma: iltica
sıkıntı: sendrom [tdk] (pazartesi sendromu), dert
sıkıntısız: rahat
sıkıyalıtım: karantina [mhç]
sıltamak: özür dilemek [erc]
sındı: makas [tdk]
sıvıtaşır: tanker [mhç]
sıygı: hacim [tvt]
sıyrım: salise []
sin: mezar
sinci: mezarcı [atç]
sindirgen: lizozom
sindirmek: hazmetmek [tdk] *2013-01-11*
soktu: sucuk [dlt]
sokum: lokma [tdk] *2013-01-23*
som: lira [tvt]
somyakıt: benzin [erc] *2013-01-06*
sonaşam: rekor [tdk]
songu: ecel [tvt]
sonuç: netice
sonuç olarak: nitekim [tdk]
sonuk: final [tvt]
sonuyarı: ültimatom [mhç]
sormaca: anket
sorumluluk: mesuliyet 
sorun: dert [tdk], mesele
sorunun özü: meselenin ruhu
sorut: form, anket kağıdı, soru kağıdı [mhç]
soy: ırk [erc]
soylu: necip
soylu: aristokrat [tdk] *2013-01-10*
soyluerki: aristokrasi [tdk] *2013-01-10*
soyluluk: aristokrasi *2013-01-10*
söbü: elips [erc]
söğke: park (gezme yeri) [erc]
söğürme: kebap [tvt] *2013-01-13*
sölpük: berduş [tvt] *2012-12-22*
sömürü: istismar [tdk]
sövgü: küfür
söylenk: koro [ülk] *2013-01-04*
söylev: nutuk
söyleyim: diksiyon [gğş]
söyleyiş: ifade [tdk]
söz vermek: ahdetmek [tdk]
sözdeşi: yani [atç]
sözdizimi: sintaks [atç]
sözleşme: protokol (imzalanan belge)
subay: zabit [tdk]
suçsuz: masum
sukabı: avadanlık [nşy] *2013-01-18*
suluşiş: ödem (onum) [mhç]
sungur: şahin [tvt]
sunam: kurban [tdk]
sunultay: sempozyum [tvt]
susturum: sansür [tvt] *2013-01-10*
suyutma: deplazmoliz
sü: asker [dlt]
sücü: şarap [atç]
süel: askeri [mhç]
süngü: (türkçe kökenli)
süpürtü: tsunami [erc]
sürdürmek: devam etmek, devam ettirmek [tdk]
süreaşımı: zamanaşımı
sürek: devam [tdk]
sürem: sezon [tvt]
sürerdurum: statüko [tdk]
sürey: zaman [erc]
sürgel: hala [tvt]
sürgit: ilelebet [tdk] *2012-12-26*
sürme: makyaj [erc]
sürmek: devam etmek [tdk]
sürteç: rende []
sürtüşmek: papaz olmak [tdk] *2013-01-21*
sürüklemek: sevketmek
süslü: cafcaflı [nşy] *2013-01-20*
süzgeç: filtre
şaşırtı: sürpriz [tdk]
şaşkınlıkla: hayretle
şıpkaptı: mıknatıs [tvt]
şıpyanıt: hazırcevap [yrv]
şimdilik: henüz *2012-12-29*
şipşak: snapshot
şiş: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-13*
şişkinlik: enflasyon [mhç]
şu şu: filanca, falanca [] *2012-12-22*
taban: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-11*
tabanca: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-11*
takı: hashtag, heşteg [tvt] *2017-04-22*
takım: ekip, tayfa [nşy] *2013-01-15*
takım başkanı: takım kaptanı
takıt: römork
takmak: monte etmek [tdk] *2013-01-04*
talaşmak: gasp etmek [erc]
talay: okyanus [tvt]
tamçaldı: bando [tdk] *2012-12-23*
tamu: cehennem [erc]
tanı: teşhis (onum) [tdk] *2013-01-24*
tanıma andı içmek: kelime-i şehadet getirmek [erc]
tanıtlamak: ispat etmek [atç]
tanmalı: tuhaf, garip [atç] (tanmalı ozan)
tanrı dilerse: inşallah, inşaallah [tdk]
tanrıbilir: alimallah
tanrılama: ilahi (mırın) [ülk] *2013-01-04*
tanrısal: ilahi (önad) [tdk] *2013-01-23*
tansık: sabah [erc]
takılgan: muzip [tdk]
takım: ekip, tim
tapa: rağmen [atç]
tapınım: ibadet [tvt]
tapınmak: ibadet etmek
taplamak: kabul etmek [atç]
tapşırmak: havale etmek [tvt]
tapuğ: ilahi (mırın) [ülk]
tapumak: hizmet etmek [erc]
tarım: ziraat [tdk] *2013-01-16*
tasar: plan [tdk]
tasarı: proje [tdk]
tasarım: dizayn [tdk]
tasarlamak: planlamak [mhç]
tasma: bant (teyp, film) [erc]
taşınır: menkul [tdk] *2012-12-23*
taşınmaz: gayrimenkul [tdk], mülk [tdk] *2013-01-10*
taşıt bakımevi: servis istasyonu [mhç]
taşıt durağı: otopark [tvt]
taştop: bilardo [yrv devrimci] *2013-02-03*
tat: haz [erc]
tataklı: patiska [tvt]
teğe: tişört, t-shirt []
tecim: ticaret [tdk] *2013-01-04*
teğet: (türkçe kökenli) [nşy] *2012-12-26*
teğrek: çember [ülk] *2013-01-02*
tek: yegane [tdk]
tekleme: solo [ülk] *2013-01-02*
teklemeci: solist [ülk] *2013-01-02*
tekleti: resital [ülk] *2013-01-02*
tekse: atom [dilemre]
tekdüze: yeknesak [atç], biteviye [tdk]
tekdüzelik: biteviyelik [tdk]
tekten: perakende [tvt]
tekülgü: üniforma [erc]
telçik: lif
telsi: sil (dirimbilim)
tengirşek: fötr [tvt]
tepke: refleks [tdk] *2013-01-21*
tepkir: reaktör, reactor [erc]
tergi: sofra [dlt] *2012-12-24*
ters düşürmek: kontrpiyede bırakmak
tersine: aksine
tersinleme: ironi [tdk]
teylek: servis [erc] *2012-12-24*
tezleyin: derhal
tezlik: vites, hız [tvt]
tezlik: tempo (mırın) *2013-01-11*
tezlikle: hızla [erc]
tımbır: tambur (mırın) [ülk] *2013-01-05*
tımbıra: tambura (mırın) [ülk] *2013-01-05*
tıkır: zil [ülk] *2013-01-02*
tıkırcı: çengi [ülk] *2013-01-02*
tınlı: canlı [atç]
tıtır: kalsiyum [ülk]
tigin: prens [atç]
tike: cüz [atç]
tiksinti: nefret [tdk]
tilcik: kelime [atç]
tin: ruh
tin çekmek (bşden): bşi boykot etmek []
tin sağlığı: psikoloji (tin sağlığı bozuldu)
tindurumsal: psikolojik
tinlibilim: zooloji [ülk] *2013-01-06*
tinsel: manevi, ruhsal
tinsellik: maneviyat
titrem: perde, ton (mırın) [ülk] *2013-01-04*
tiyin: kuruş [tvt]
tok: basso, bas, pest, pes (mırın) [ülk]
tokdüdük: fagot (mırın) [ülk] *2013-01-06*
tokaç: piston [ülk] *2013-01-04*
tokbaş: portakal []
toksarı: turuncu [erc], kavuniçi, portakal rengi
tokur: cura (mırın) [ülk] *2013-01-06*
tomrukçu: gardiyan [tdk] *2012-12-31*
topalak: domates [yrv]
topar: camia, cemaat [tvt] *2013-01-01*
toplaşı: miting
toplukonut: site [tvt]
topluluk: cemaat, kitle, camia
toplum: halk
toplumbilim: sosyoloji
toplumbilimsel: sosyolojik
toplumcu: sosyalist
toplumculuk: sosyalizm [tdk]
toplumsalelerki: sosyaldemokrasi *2012-12-23*
toprağına ışık dolsun: allah rahmet eylesin [erc] *2013-01-26*
toprak savaş okulu: kara harp okulu, harbiye [yrv]
toprak yeşili: haki []
tor: kafes [erc]
torba gıygısı: kese kemanı [ülk] *2013-01-05*
toygun: milletvekili [tvt]
tozgan: paçavra [erc] *2012-12-26*
tozgün: salı [tvt]
tozmuk: atom [erc]
tozsoran: elektrikli süpürge [tvt]
törel: meşru [tvt]
törellik: meşruiyet
törençağrı: resepsiyon [tvt]
töz: maden [erc]
töze: maden [erc]
tözel: madeni [erc]
tözgün: mayın [tvt]
tuğ takımı: mehter takımı [ülk] *2013-01-04*
tuğralı: resmi [tvt] *2013-01-11*
tuğrasız: gayrıresmi *2013-01-11*
tulum: gayda (mırın) [ülk] *2013-01-06*
tumağı: grip [tdk]
tura: imza [atç]
turak: kıta (afrika turağı) [erc]
turunçlayan: karoten
tutaç: maşa
tutam: deste [tvt] *2013-01-23*
tutkalsı: kolloidal
tutma: kira [mhç], nöbet [tvt]
tutmalık: kira bedeli [mhç]
tutman: kiracı [mhç]
tutsak: esir
tutu: ipotek
tutucu: muhafazakar
tutuculuk: muhafazakarlık
tutukevi: tevkifevi
tutum: tavır [vik]
tutum: tasarruf [tdk]
tuturgan: pirinç, pirinç pilavı [tvt] *2013-01-11*
tuzak: komplo
tuzgan: köfte [erc] *2013-01-04*
tüdeş: aynı, tıpkı [dlt] *2013-01-18*
tüdeşinin özdeşi: tıpkısının aynısı *2013-01-18*
tüh: hay allah
tükel: tam [atç]
tükelemek: tamamlamak [atç]
tükeli: tamamen [atç], tam olarak []
tükelice: tam da []
tüketmek: harcamak [tdk] *2013-01-10*
tümce: cümle
tümleşke: kompleks (yapı kompleksi) [tvt]
tümse: minber, mimber [dlt]
tünek: hapishane, zindan, zından [dlt]
tüney: aynı [erc]
tüngür: davul [ülk] *2013-01-04*
tüngür-düdük: davul-zurna [ülk] *2013-01-04*
tünlük: salon [erc]
türdeşmez: gayrımütecanis [ülk] *2013-01-05*
türe: adalet, hakkaniyet
türel: adli
türetmek: icat etmek [atç]
türkeli: türkiye [erc]
türkleme: türkü [ülk] *2013-01-04*
türme: hapsane [tvt] *2013-01-02*
tüteç: sigara [erc]
tütü: funk [ülk]
tüz: halk [dlt]
tüzavı: demagoji []
tüze: hukuk [tdk]
tüzeci: hukukçu
tüzemen: hukukçu [erc]
tüzoylaması: referandum, halkoylaması
tüzüm: bünye [erc]
uçlaşma: polarizasyon [erc]
uçmak: cennet [erc]
uçmakçı: rahmetli [tvt], merhum *2012-12-23*
uçman: pilot
uçrak: marjinal [tvt]
uçun: gaz [erc]
uçunyuvar: atmosfer [erc]
uçuşyolu: pist []
ugan: muktedir [tvt]
uğramak: ziyaret etmek
uğraş: meslek
uğraşdaş: meslektaş
uğraşım: mücadele []
uğraz: şans [tvt] (uğrazın varmış)
uğrola: merhaba, selam [tvt]
uğru: hırsız [tdk]
uğruluk: hırsızlık
uğum: karar [atç]
uğun: koma [ülk]
uğur: hayır [tvt] (hayırlı iş), şans
uğurlu olsun: hayırlı olsun *2013-01-10*
uğursuz: hayırsız [tdk], meret [tdk] *2012-12-23*
ulak: posta [mhç], kurye [tvt toygun] *2013-01-26*
ulakevi: postane [mhç]
ulaklamak: postalamak [mhç]
ulamış: efsane [erc]
ulatı: e-posta, email, e-mail, mektup [tvt]
ulayı: ve [tvt]
ulubaskın: tufan [tvt] *2013-01-18*
ulukent: büyükşehir [tvt] *2012-12-28*
ulun: katrilyon [erc] *2012-12-23*
ulusal: milli
ulusal baş: milli şef []
ulusal güçler: kuvayı milliye [tdk] *2013-01-21*
ulusbay: cumhurbaşkanı [erc]
uluyol: otoban [erc]
ulusçuluk: milliyetçilik
umar: çare [tdk]
umarım: inşallah, inşaallah
umut: ümit [tdk]
unutulmaz: efsane (unutulmaz ayaktopucu)
upay: puan [erc]
ur: kent, şehir [erc]
uram: mahalle [erc] *2013-01-04*
uram: sokak [tvt] *2013-01-04*
uramca: argo [] *2013-01-12*
uran: teknik [erc], slogan, motto [erc]
uranlık: pankart [tvt]
uray: belediye [erc]
uraybay: belediye başkanı [erc]
urbay: belediye başkanı [erc]
uruk: familya [tdk]
usdışı: irrasyonel [tdk]
uslam: mantık [tvt] *2012-12-29*
uslamlı: makul *2012-12-29*
uslamsal: mantıki, mantıksal *2012-12-29*
ussal: rasyonel [tdk]
usturuplu: (türkçe kökenli) yerli yerinde *2012-12-22*
usul: akla uygun [atç]
usulcu: piyanist [ülk]
usunca: aklı sıra, aklınca *2013-01-11*
ut: namus [tvt] *2012-12-29*
utanca: skandal [vik], ayıp
utanç verici: ayıp
utangaç: mahcup [tdk]
utangaçlık: mahcubiyet, mahcupluk
utanılası: ayıp
utku: zafer [atç]
uya: priz [tvt]
uyak: kafiye
uyanış: rönesans [tdk] *2013-01-08*
uyarı: muhtıra, vaaz [nşy]
uyduruk: palavra *2013-01-11*
uyduruk: dandik [nşy] *2012-12-22*
uygar: medeni
uygarlık: medeniyet
uygulama: icraat, application (bilişim) [tdk]
uygun: caiz [tdk] *2013-01-12*
uygurlarlaşma: şehirleşme [erc]
uygut: uygulama, app, application, program (bilişim) []
uykuluk: pankreas [erc]
uyrutman: diktatör [tvt]
uyrutmanlık: diktatörlük [tvt]
uyrutum: dikta
uyul: federasyon [erc]
uyum: ahenk
uyunak: otel [erc]
uza: geçmiş [atç], tarih
uzabetik: tarih [atç]
uzabilim: tarih [atç]
uzağı: kadim [atç]
uzaklık: mesafe
uzatı: pas, asist (toplu çeynik) []
uzatmak: pas vermek, asist yapmak []
uzbilim: matematik [mhç]
uzçalgıtay: flarmoni orkestrası [ülk] *2013-01-02*
uzlaşık: muvafık [nşy] *2013-01-16*
uzlaşma: mutabakat [tdk]
uzluk: maharet [atç], sanat [dlt]
uzman: profesyonel, erbap, erbab [tvt]
uzmanlaşmak: profesyonelleşmek
uzokul: akademi [ülk]
uzun kaval: ney (mırın) [ülk] *2013-01-06*
uzunçalar: longplay, longpley [ülk] *2013-01-02*
uzundıraz: minare [erc]
uzundüdük: klarnet [ülk] *2013-01-06*
uzuntaş: menhir [tvt] *2013-01-18*
üçgen bilgisi: trigonometri [tvt]
üçün: salise [tvt]
üfleme çalgıtayı: armoni orkestrası [ülk] *2013-01-02*
üfleme takımı: armoni mızıkası [ülk] *2013-01-02*
ükek: burç [dlt] *2012-12-24*
üleş, pay: hisse [tvt]
ülev: hak [mhç]
ülevli: haklı [mhç]
ülgü: forma [erc]
ülke: memleket
ülübe: patates [erc]
ündek: telefon [erc]
ündeşleme: senfoni [ülk] *2013-01-01*
ünlü: meşhur [tdk]
ünlü: anlı şanlı [tdk] *2013-01-21*
üptey: maliye [erc]
ürem: faiz [erc]
üren: tohum
üretgen: mitokondri
üretici: fabrikatör *2012-12-24*
üretim döngüsü: krebs döngüsü
üretimevi: fabrika [tdk]
ürev: kopya [tvt]
ürev çekmek: kopya çekmek
ürevlemek: kopyalamak
ürkün: panik [tvt]
üstbaşlık: sürmanşet []
üstel: masa [erc]
üsteleme: ısrar
üstelik: hatta
üsterme: ihale [erc]
üstlence: rol [tdk]
üstlencelemek: rol yapmak, rol oynamak []
üstokul: lise [mhç]
üstuyul: konfederasyon [erc]
ütmeç: kumar [tvt] *2013-01-11*
üycük: beyit [atç]
üzü: dram, drama []
üzünç: hüzün [tdd]
üzüntü: esef [tdk]
var olmak: hüküm sürmek
varadura: ahiret [tdk]
varak: destination, hedef, varılacak yer [tdk]
vardurum: statüko [tvt]  *2013-01-26*
vargı: karar [mhç]
vargılamak: karar vermek [mhç], karar almak []
vargılanmak: karar kılmak []
varım: mal [atç]
varlıkbilim: ontoloji [tdk]
varlıkbilimsel: ontolojik
varsıl: zengin [tvt] 
vatikancı: katolik [] *2012-12-24*
vatikancılık: katoliklik [] *2012-12-24*
veregen: eşcinsel, homoseksüel [tdk] *2013-01-23*
verim: eylül [tvt]
vermek: teslim etmek
vuraç: raket [tdk]
vuruş: darbe
vuruşkan: militan [tvt]
yacın: saray [atç]
yad: yabancı, ecnebi [tdk], gavur [tvt] *2013-01-02*
yadakça: döviz [erc] *2012-12-26*
yadel: gurbet [tdk]
yadırsak: ucube [yrv]
yadlama: red [tdk]
yadlamak: reddetmek [tdk]
yadsır: gavur, kafir [tvt] *2013-01-15*
yağ: lipid (dirimbilim)
yağı: düşman [atç]
yakarış: niyaz, dua [tdk] *2012-12-26*
yakımlı: hoş [erc] *2012-12-26*
yakımsız: nahoş [tvt] *2012-12-26*
yakınma: şikayet
yakınmak: şikayet etmek
yalanlı: mitoman [tvt] *2013-01-02*
yaldız: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-10*
yalın: diyatonik (mırın) [ülk] *2013-01-04*
yalıtım: izolasyon
yalıtmak: izole etmek
yalnık: insan
yalnız ... olmak: ibaret
yaltırık: elektronik [tvt]
yalvaç: peygamber
yamışgan: dalkavuk [tvt]
yan: taraf
yan kaval: yan flüt [ülk] *2013-01-06*
yanay: profil (yandan görünüm) [tdk] *2013-01-08*
yandaş: taraftar [tdk]
yandık: eyvah []
yanılgı: hata [tdk]
yanılmak: hata yapmak
yanlık: meze, garnitür [tvt] *2013-01-11*
yanlış: hata [tdk]
yansılama: taklit [atç]
yansız: tarafsız
yapan: fail
yapanak: fırsat
yapı kökü: yapı temeli [erc]
yapı sayışmanı: inşaat mühendisi [erc]
yapıncak: palto [tvt]
yapıt: eser
yapmamaya söz vermek: tövbe etmek [tdk] *2013-01-11*
yapracık: fiş, profil [ddr]
yapracıklamak: fişlemek [ddr]
yaradılış: huy [tdk] *2013-01-18*
yararlık: hizmet [atç]
yardım derneği: hayır cemiyeti *2013-01-10*
yardımakça: sübvansiyon [mhç]
yardımcı: yaver [tdk] *2013-01-11*
yargı: hüküm [tdk]
yargıcı: hakem [tdk]
yargıç: hakim
yargılık: mahkeme [tdk]
yarısonuk: yarıfinal [tvt]
yarıştay: stadyum, saha, stad [erc]
yarlığamak: rahmet etmek [tdk]
yarman: cerrah [erc]
yartı: tablet [ülk]
yartı bilgisayar: tablet bilgisayar
yasadışı: illegal
yasaksı: mekruh [tvt] *2013-01-12*
yasal: meşru [tdk]
yasavul: polis [atç]
yasık: zarar [atç], ziyan [atç]
yasıkçı: ziyankar
yasılman: müslüman [tvt]
yasılmanlık: müslümanlık
yaşam: hayat
yaşam: ömür [tdk] *2012-12-28*
yaşamöyküsü: biyografi [tvt] *2013-01-02*
yaşın yaşın: gizli gizli [tvt]
yaşlı: ihtiyar *2013-01-09*
yatır: türbe [tdk]
yatırcı: türbedar [tvt]
yavaş yavaş: usul usul [tdk] *2013-01-16*
yavunç: muhtaç [tdk]
yaycık: kemane [ülk] *2013-01-04*
yayılgı: spektrum [ülk]
yayılmacılık: emperyalizm [tdk] *2013-01-04*
yayın: stream (bilişim) []
yaylı kopuz: kemençe [ülk] *2013-01-04*
yaymaca: propaganda [tdk]
yazaç: kalem
yazak: kalem [atç]
yazanak: rapor [tdk]
yazçizci: bürokrat [tdk]
yazçizcilik: bürokrasi [tdk]
yazdırmak: dikte etmek [tdk]
yazgı: kayıt, şans [tdk], kader [tdk] *2012-12-26*
yazgılamak: kaydetmek [tdk]
yazgılanmak: kaydolmak
yazgıtay: stüdyo, ses kayıt yeri []
yazın: edebiyat [tdk] *2012-12-23*
yazışmalık: forum (ağbağda) [tvt]
yazıtay: büro, yazıhane, ofis []
yazman: sekreter [tdk]
yazmık: mürekkep [tvt] *2013-01-10*
yazmıklık: kartuş [tvt] *2013-01-10*
yeçe: dicey, dj []
yedek: joker [tvt] *2013-01-11*
yeden: metrobüs [] *2012-12-22*
yedil: hafta [tdk]
yeditepe: istanbul [tvt]
yeğin: şiddetli [tdk] *2013-02-03*
yeğinrek: daha şiddetli, daha ağır [tdk] *2013-02-03*
yeğleme: tercih [tdk] 
yeğlemek: tercih etmek
yeğni: hafif
yeğnileşmek: hafiflemek [erc] *2012-12-25*
yek: şeytan [dlt]
yeke: hükümet [atç], mayıs ayı [tvt]
yel: rüzgar
yelatı: bisiklet [tdk]
yelin: mart
yelpeze: yelpaze, fan [nşy]
yeltemek: coşturmak [ülk] *2013-01-05*
yeltemen: amigo [tvt] *2013-01-06*
yenesi: favori [] (kim favori sence)
yengi: galibiyet
yeniden: tekrar
yenierkinci: neoliberal
yenilgi: mağlubiyet
yer sayışmanı: jeofizik/jeoloji mühendisi [erc]
yeraltı katı: bodrum katı
yerlik: site, web sitesi
yerçeker: statolit
yerdeş: izotop [erc]
yerey: arazi [tdk]
yereybilim: coğrafya [vik]
yerin: merci [mhç]
yertinç: dünya, acun
yeşerek: vaha [ülk] *2013-01-06*
yeşermik: klorofil
yeşiliz: klorofil
yeşilleyen: kloroplast
yetersiz: aciz
yetersizlik: zaaf [tdk] 
yetiyapı: artefact, artifact [tvt] *2013-01-17*
yetilbey: dekan [erc]
yetiltey: fakülte [erc]
yetire: kadar [erc]
yetişkin: reşit
yetişkinlik: rüşt
yetke: otorite [tdk]
yetkeci: otoriter [vik]
yetkinlik: mükemmellik [atç]
yeygün: cuma [tvt]
yeykindirmek: seferber etmek [mhç]
yeykinim: seferberlik [mhç]
yığ: depo
yığımlık: stok [tdk]
yığın: kitle
yığlayan: lökoplast
yıkım: felaket [tdk], facia [] *2012-12-26*
yıkımgücü: şiddet (deprem) [erc]
yıldım: pes
yıldırı: terör [tdk]
yıldız bilimci: astrolog *2012-12-24*
yıldız bilimi: astroloji [nşy] *2012-12-24*
yılgı: dehşet [tdk] *2012-12-27*
yılınç: müthiş [atç]
yımızık: çirkin [atç]
yıpranmak: tahrip olmak
yıprık: tuhaf
yır: şarkı [erc]
yırlamak: şarkı söylemek
yırtıcı: vahşi [tdk] *2013-01-11*
yin: vücut, beden [dlt], ten []
yineğitim: beden eğitimi [mhç]
yinelek: rutin [mhç]
yineleme: tekrar
yinelemek: tekrar etmek
yiney: spor [mhç]
yitim: kayıp (oy kaybı) [tdk]
yitirmek: kaybetmek
yitmek: kaybolmak
yitit: meziyet [atç]
yiyilce: kanser [erc]
yoğ: hayır (olumsuz yanıt) [tvt]
yoğruk: plastik [tdk] *2013-01-06*
yoğurmaç: köfte [tvt] *2013-01-04*
yoketme: imha
yoksul: fakir, sefil [tdk]
yoksun: mahrum
yolak: kanal (tv) [tvt]
yolca: parti [tvt]
yoluğ: fedakarlık [atç]
yoluğlamak: feda etmek [atç]
yomak: espri [tvt], nükte [tvt]
yomakçı: nüktedan [tvt], espritüel [tvt]
yongar: gitar [ülk] *2013-01-05*
yontu: heykel [tdk]
yontucu: heykelci, heykeltıraş [tdk]
yordamlık: teknoloji
yoru: mana [atç]
yorum: tefsir
yoruş: spor [erc]
yortman: turist [tvt]
yortum: turizm [tvt]
yoyuntu: fiyasko
yozakçacı: kalpazan [mhç]
yozakçacılık: kalpazanlık [mhç]
yön: istikamet
yönelti: policy (izlenecek yol) [mhç]
yönerge: direktif [tdk] *2013-01-11*
yöneten: müdür [tdk]
yönetey: hükümet
yönetim: idare
yönetki: siyaset, politika [mhç]
yönetkibilim: siyaset bilimi [mhç]
yönetkil: siyasal, politik, siyasi [mhç]
yönetkisel: siyasal, siyasi, politik
yönetsel: idari
yönlendirme: manipülasyon [tdk]
yönlendirmek: maniple etmek, manipüle etmek [tdk]
yönlü: vektör [tvt] *2013-01-15*
yöntem: usul, metod
yöntem: racon [tdk] *2013-01-10*
yörelice: etraflıca [atç]
yula: meşale [tvt]
yumburlak: silindir [tdk] *2013-01-23*
yumurta: (türkçe kökenli) [nşy] *2013-01-06*
yumuş: hizmet [erc]
yunak: banyo
yunak teknesi: küvet [türk dili dergisi]
yunaneli: yunanistan [] *2013-01-04*
yunum: abdest [tvt]
yunumluk: abdesthane, abdest alma yeri
yurdul: portal [tvt]
yurt: vatan
yuruk: harita, tablo [erc]
yutku: hap [tvt]
yuvar: hücre
yuvar: küre [tdk] *2012-12-23*
yuvar bellek: cd, kompakt disk [tvt]
yuvaremer: pinositoz
yuvargiller: protistler, protistalar
yuvaryutar: fagositoz
yuvgu: merdane [tvt temirbek] *2013-01-24*
yuvmaç: lahmacun [tvt] *2013-01-06*
yüce: şerefli [nşy]
yücen: trilyon [erc] *2012-12-23*
yüğünmek: selam vermek [tdk] *2013-01-12*
yükek: sandık [dlt]
yüklenici: müteahhit [vik]
yüksek tanımlı: high definition, hd [mkr]
yüksekkapı: babıali *2013-01-15*
yüksekokul: akademi [erc]
yüküncünde yakarışında: namazında niyazında
yükünç: namaz [tvt] *2013-01-12*
yükünçevi: cami 
yükünçodası: mescit *2013-01-12*
yükünmek: namaz kılmak
yürek: kalp
yürek darsıntısı: kalp krizi [?]
yürek karası: vicdan azabı [atç]
yürekleme: teşvik [atç] (yürekleme ödülü)
yüreklendirmek: cesaretlendirmek
yüreklilik: cesaret
yürütme erki: siyasal iktidar
yürütüm: hükümet [mhç]
yüzcükölçe (yö): santimetre (cm) [erc]
yüzlük: maske
yüzölçe: hektametre [erc]

1 yorum:

  1. ard: engin ardıç
    atç: nurullah ataç
    ddr: dil derneği
    dlt: divanı lügatit türk
    erc: övgün ahmet ercan
    fsm: maks fasmer
    gğş: beşir göğüş
    kla: cerard klağzın - eski türkçe köken sözlüğü
    mhç: cemal mıhçıoğlu
    mkr: mikrosoft
    nşy: sevan nişanyan
    snn: oktay sinanoğlu
    tdd: türk dili dergisi
    tdk: türk dil kurumu
    tvt: türkçesi varken topluluğu
    ülk: süreyya ülker
    vik: vikisözlük
    yrv: yerevi.com

    YanıtlaSil